Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun...

İSLAMİ BİLGİ PAYLAŞIM SİTESİ
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

EVLİYADAN YARDIM İSTEMEK

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: EVLİYADAN YARDIM İSTEMEK Salı 24 Kas. 2009, 19:38

Bazı tarikatçılar ölülerden yardım istenebileceğine dair aşağıdaki hadisleri delil olarak vermektedirler:

Evliyadan yardım istemek dinimize uygun mudur?

Evliyadan ve ruhanilerden manevi yardım istemenin açık delillerini hadis-i şeriflerde bulabiliriz. Utbe ibni Gazvan (radıyallahu anh)’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Resulullah (sallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

"Sizin biriniz; bir şey kaybederse yahut yanında arkadaşı bulunmadığı bir yerde yardım isterse 'Ey Allah'ın kulları bana yardım edin! Ey Allah'ın kulları bana imdat edin!' desin. Çünkü Allah'ın bizim görmediğimiz kulları vardır." (1)

İmam-ı Taberanî (rahimehullah)’ın beyanına göre, bu hadis-i şerif tatbik edilmiş, böylece yardım görülmüştür.

İbni Abbas (radıyallahu anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulüllah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

"Şüphesiz ki Allah’ın, hafaza meleklerinin dışında yer yüzünde melekleri vardır ki, ağaç yapraklarından düşenleri yazarlar. Sizin birinize çöl arazisinde bir aksaklık isabet ederse, 'Ey Allah'ın kulları! (Bana) yardım edin diye seslensin " (2)

Abdullah ibni Mesud (radıyallahu anh)’dan rivayet edilen diğer bir hadis-i şerifte, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

"Sizin birinizin sahrada hayvanı kaçarsa, 'Ey Allah'ın kulları hapsedin! Ey Allah'ın kulları durdurun!' diye seslensin. Çünkü Allah'ın yer yüzünde hazır bulunan kulları vardır, Onu tutarlar. " (3)

1)Taberanî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, No: 290, 17/117, Heysemî, Mecme'u 'z-Zevâid, No: 17103, 10/188
2)İbni Hacerel-Askalânî, Muhtasar-u Zevûidi'l-Bezzâr, No: 2128, 2/420
3)Ebu Yâ'la, Müsned, No: 5269, 9/177, ibni Hacer, el- Metâlibu'l-Âliye, No: 3375, 3/239, Taberanî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, No: 10518, 10/217, Deylemî, Müsned-i Firdevs, No: 1311,1/330


İşte bütün bu hadis-i şerifler, mukaddes ruhlara sahip olan varlıklarla tevessülün ve onlardan himmet (yardım) istemenin caiz olduğunun, açık delilleridir.

Devenin bulunması için yardım edenler, Mevlâ'nın bulunması için yardım etmezler mi?

Allâme Muhammed İbni Allan (rahimehullah) "Ezkâr" şerhinde şöyle demiştir; “Bu hadis-i şeriflerde geçen, "Allah'ın kulları"ndan maksat, ya melekler veya müslüman cinler ya da, "Ebdâl" diye isimlendirilen "Ricâl-i Gayb" (seçkin veliler)’dir.”
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
Yukarıdaki kısım tasavvufi bir siteden alıntı olup, cevabım aşağıdadır.

Hadislerde geçen "Allah'ın kulları" ifadesi ile ölmüş kişiler değil meleklerin kast edilmiş olması ihtimali daha doğru olmakla birlikte (bkz. 2. hadis), bu hadisler bildiğim kadarı ile zayıf olup, yardımın sadece Allah'tan istenmesi ile ilgili onlarca ayet ve hadise aykırıdır. (İki numaralı hadisin hasen oluşu ile ilgili olarak aşağıdaki mesaja bakınız.)
Zira bir kulun kendisini çepeçevre kuşatmış olan Allah dururken ölülerden ya da Allah izin vermedikçe yardım edemeyecek meleklerden yardım istemesi İslam akidesine tamamen ters olup müşrik adetidir.

Arap müşrikleri gece bir vadide konaklamaya mecbur kaldıklarında şöyle derlerdi: "Biz bu vadinin Rabb'ine (yani bu vadinin maliki ve hakimi olan cine) sığınırız." İbn Abbas
Mevdudî, Felak Suresi 1. ayet tefsirinde.

Bakınız ıssız bir yerde bir tehlike ile karşılaşan bir insanın nasıl dua etmesi ve kimden yardım istemesi gerektiği ile ilgili Kur'an bize ne öğretiyor:

Meryem O'na şöyle dedi: "Eğer Allah'tan korkuyorsan, senden, Rahman olan Allah'a sığınırım." (Meryem, 18) Meryem (as) kendisine erkek kılığında gelen Cibril'i (as) tanımadığı için korkmuş ve çevresinde yardım isteyecek kişiler olsun olmasın doğrudan doğruya Allah'a sığınmıştır. Ne çevresinde olması muhtemel diğer insanlardan ve meleklerden ne de ölülerden yardım istememiştir.

Aşağıdaki hadiste de bir yerde konaklayan bir müminin gelebeilecek her türlü tehlikeye karşı, o tehlikeleri veya onların faillerini yaratan Allah'a sığınması tavsiye edilmiştir:

Havle b. Mukim Es-Sülemî, Rasulullah'tan şöyle rivayet etmiştir: "Bir kimse bir yerde kamp kurarken, -ben mahlukun şerrinden Allah'a eksiksiz kelimeleri ile sığınıyorum- derse, o kampı terkedene kadar hiçbir şey ona zarar veremez." (Müslim)


En son e-mir tarafından Çarş. 24 Şub. 2010, 22:09 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: Geri: EVLİYADAN YARDIM İSTEMEK Çarş. 24 Şub. 2010, 00:25

MELEKLER İLE TEVESSÜL

Abdullah b. Mes?ûd2dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur:

Sizden birinizin hayvanı ıssız bir yerde/çölde aniden boşanıp gittiği zaman, Ey Allâh'ın kulları, (hayvanımı) tutunuz! diye nidâ etsin. Çünkü yeryüzünde Allâh'ın hazır kulu vardır, onu sizin için tutacaktır .



TAHRİÇ ve DEĞERLENDİRME

Tevessül konusunda mesned olarak kullanılan bu hadisin senedinde geçen Ma'rûf b. Hassân es-Semerkandî, münkeru'l-hadîs ve zayıf bir râvîdir .

Elbânî, Ebû Hâtim'in (v. 277/890) râvî hakkında söylediği mechul hükmünden hareketle, "Ma'rûf, ma'rûf değildir" diyerek söz konusu hadisin zayıf olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca hadis, munkatı olduğu gerekçesiyle de tenkide tâbi tutulmaktadır. Nitekim İbn Hacer (v. 852/1448) şöyle demektedir: Bu, garîb hadistir. Senedinde İbn Büreyde ile İbn Mes'ûd arasında inkıtâ vardır .

Nevevî (v. 676/1277), hadisi İbnü's-Sünnî'nin (v. 364/974) eserinden naklettikten sonra şöyle demektedir: İlimde büyük bazı hocalarımız bana bir hayvanının aniden elinden kaçıp gittiğini -sanıyorum o katır idi- bildiği bu hadisi okur okumaz Allâh'ın onu yerinde durdurduğunu anlatmıştı. Bir gün ben de bir cemaatle beraberdim. Derken cemaatten birinin hayvanı aniden kaçıp gitti. Onu yakalayamadılar. Ben de bu hadisi söyler söylemez, bundan başka bir sebep ortada yokken hayvan hemen duruverdi.

İbn Hacer'in meşhur öğrencisi Sehâvî (v. 902/1496) de rivâyet için şu değerlendirmeyi yapmaktadır: Hadisin senedi zayıftır. Fakat Nevevî bunu kendisinin ve bazı büyük hocalarının tecrübe ettiğini söylemiştir .

Bu değerlendirme üzerine Elbânî şöyle demektedir: İbadetler tecrübelerden alınmaz. Özellikle de bu hadiste olduğu gibi gaybî bir iş/hüküm hakkında olanlar. O halde tecrübe ile bu hadisi sahih kılmaya meyletmek câiz olmaz. Nasıl câiz olsun ki, kimileri sıkıntılar karşısında mevtâ ile istiğâsenin cevâzı konusunda bu hadise tutunmuştur. Halbuki bu tamamen bir şirktir .

İbn Ebî Şeybe (v. 235/849), Ebân b. Sâlih'in Rasûlullah'tan (s.a.) rivâyet ettiği şu hadisi kaydetmektedir:

Sizden birinizin hayvanı (dâbbe/baîr) ıssız bir arazide ürker de orada hiçbir kimseyi görmez ise şöyle desin: Ey Allâh'ın kulları bana yardım edin. Zira o yardım olunacaktır .

Hadisin mu'dal bir tarik olduğuna temas eden Elbânî, râvîlerden Muhammed b. İshâk'ın müdellis olup muan'an rivâyette bulunduğu, sahih olan görüşe göre Ebân b. Sâlih'in Mücâhid vasıtasıyla onu İbn Abbas'tan mevkuf olarak naklettiği kanaatindedir.


Konu hakkında Peygamber?den (s.a.) rivâyet edilen bir diğer hadis de şudur:

Sizden biriniz ıssız bir arazide bir şeyi kaybettiğinde veya bir yardım istediğinde, Ey Allâh'ın kulları, bana yardım edin! desin. Çünkü Allâh'ın bizim görmediğimiz kulları vardır.

Bu rivâyetin sonunda, Gerçekten bu tecrübe edildi (ve kad cürribe zâlik) şeklinde bir cümle geçmektedir. Taberânî'ye (v. 360/970) ait olduğu anlaşılan bu ifade, ondan üç asır sonra gelen Nevevî'nin (v. 676/1277) tecrübe ve tatbikatıyla mutabakat arz etmektedir. Bizzat yaşadıkları tecrübe ve tatbikatı anlatan her iki sika hadisçinin söyledikleri önemli olmalıdır. Bu yüzden biz, Elbânî'nin, İbadetler tecrübelerden alınmaz... tarzındaki tenkidini biraz da şeklî/zâhirî bulmaktayız. Elbette namaz, oruç, zekat, hac gibi ibadetler, tecrübelerden alınmaz ve şer'î delillerle sabit olmalıdır. Şüphesiz duâ da bir ibadettir. Ancak, söz konusu hadise, dünyevî bir işin/maksadın gerçekleşmesi için bir nevi yöntem/usul tavsiyesi olarak anlaşılmalıdır. Kanaatimizce, sözü edilen tecrübe ve tatbikat karşısında işkillenmenin arka planında, ilgili rivâyetteki yardıma gelen kulların kim olduğu meselesinin büyük payı vardır. Oysa meseleyi esrarengiz ve girift bir şekilde düşünmeye mahal de yoktur. Çünkü Taberânî'nin, râvîleri sikadır diyerek rivâyet ettiği şu hadis, yardıma gelen kulların melekler olduğunu açıklaması bakımından önem taşımaktadır: Abdullah İbn Abbas'tan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur:

Allâh'ın, hafaza melekleri dışında yeryüzünde melekleri vardır. Onlar, düşen ağaç yapraklarını (da) yazarlar. Sizden biriniz ıssız bir yerde/çölde yolunu kaybederse, Ey Allâh'ın kulları, bana yardım edin diye nidâ etsin! .


Bezzâr (v. 292/904), Taberânî (v. 360/970) ve Beyhakî?nin (v. 458/1065) rivâyet ettiği bu hadisin isnâdı hasen kabul edilmiştir.

Prof. Dr. Zekeriya GÜLER,Selçuk Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi.

[Ben/e-mir, derim ki: Elbani, "ibadetler tecrübe ile sabit olmaz." derken hakkı söylemektedir. Zekeriya Güler'in bu konuda, duayı sanki nisbeten daha önemsiz bir ibadetmiş gibi göstererek Elbani'ye itirazı ise doğru değildir. Zira dua ibadetin özüdür/iliğidir/ta kendisidir.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

EVLİYADAN YARDIM İSTEMEK

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun... :: DİNİ KONULAR :: Tasavvuf -