Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun...

İSLAMİ BİLGİ PAYLAŞIM SİTESİ
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Mevlana'yı Nasıl Bilirdiniz?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: Mevlana'yı Nasıl Bilirdiniz? Paz 13 Eyl. 2009, 12:55

27.04.2002 Tarihli "Ceviz Kabuğu" programına, konuyla ilgisi dolayısıyla Prof. Dr. Mikail Bayram’da katıldı. Telefon bağlantısı ile yayına katılan ve Mevlana ve Mevlevilik üzerine görüşlerini aktaran Bayram, program sunucusunun daha önce hiç duymadığı fakat İKTİBAS okurunun yakındığı bildiği görüşlerini söyleyince "kızılca kıyamet" koptu. Bu ilginç tartışmayı bilgilerinize sunmakta yarar gördük.

HULKİ CEVİZOĞLU- Profesör Doktor Mikail Bayram hattımızda.
İyi geceler Sayın Bayram.

PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- İyi geceler efendim.
HULKİ CEVİZOĞLU- Buyurunuz, sizin bir bilim adamı olarak görüşlerinizi rica ediyorum; Konya Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanısınız, buyurun.
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Efendim, ...Az önce konuşmacılar da söylediler, 1243 yılında Moğollar Kösedağ zaferini kazandıktan sonra Anadolu'yu istila ettiler. Hatta Erzurum'da, Erzincan'da, Tokat'ta, Sivas'ta, Kayseri'de büyük katliamlar yaptılar, yağma hareketleri yaptılar ve özellikle Tokat'ta, Moğol Ordu Komutanı Baycu Noyan Kayseri'yi muhasara ettiği zaman, Kayseri çevresinde toplanmış olan Moğol askerleri arasında Mevlana'nın hocası Şems-i Tebrizî'nin müritleri de mevcut idi. Bunlara Kalenderiler tabir ederler. Şems-i Tebrizî bir Kalenderi dervişidir, bir Kalenderi şeyhidir. Hatta bu Kalenderiler, Moğollarla birlikte Kayseri surlarından gedik açıp şehre girmeye çalışıyorlardı. Ve şehre girdikten sonra da Moğollar burada çok büyük bir katliam yaptılar. Eğer tarihçiler mübalâğa etmiyorlarsa, onbinlerle ifade edilen Ahi ve Türkmenler burada katliama tâbi tutuldular. Ahiler ve Türkmenler burada katliama tâbi tutulurlarken, Mevlana'nın hocası olan Kayseri'deki Seyyid Burhaneddin'in, eteğine paralar, altınlar saçtılar. Buradan şunu demek istiyorum: Kalenderi dervişler ve Mevlana'nın hocaları olan kişiler çok daha önceden Moğollarla irtibat hâlindeydiler ve Moğollarla teşriki mesai ediyorlardı ve özellikle de Şems-i Tebrizî ve Şems-i Tebrizî gibi olan bazı kişileri de ajan olarak istihdam ediyorlardı. Olay sadece Mevlana'yla sınırlı değil, Şems-i Tebrizî'yi de ajan olarak kullanıyorlardı. Şems-i Tebrizî Moğol ajanı idi ve Moğol ordularının içindeydi.
HULKİ CEVİZOĞLU- Sayın Bayram, siz kocaman bir Üniversitenin Tarih Bölümü Başkanısınız.
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Evet efendim.
HULKİ CEVİZOĞLU- Tarihî bir bilgiyi veriyorsunuz, kaynağınızı da verin lütfen.
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Kaynağını da vereyim. Bakın, İbni Bibi, Cavlaki dervişleri Moğollarla birlikte Kayseri surlarından gedik açmaya çalıştıklarını İbni Bibi söyler. Tarihî vesikaları da o zaman yeri geldikçe söyleyeyim. Ve yine Mevlevî kaynaklar, Moğollar Kayseri'de bu kadar büyük bir katliam yaptıktan sonra Seyyid Burhaneddin'e paralar verdiler ve nitekim Seyyid Burhaneddin'in türbesini de, bu olaydan iki sene sonra Seyyid Burhaneddin vefat etti, Seyyid Burhaneddin'in türbesini de Moğollar inşa ettiler.
HULKİ CEVİZOĞLU- Şems-i Tebrizî'nin Moğolların ajanı olduğunu söylediniz, onun kaynağını sormuştum.
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Şimdi ona geleceğim. Şimdi mademki kaynağını soruyorsanız hemen söyleyeyim.
Bakın, Şems-i Tebrizî'nin "Makalât" diye bir eseri var. Şemsi Tebrizi'nin Makalât'ını okursanız, orada birçok yerlerde Moğollar'la ilgili olarak Şems-i Tebrizî Moğollara muhalif olanlarla mücadele etmektedir.

HULKİ CEVİZOĞLU- Ama, yani bu ajan olmasını mı gerektiriyor?
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Evet, Moğolların aleyhinde bulunanlara şiddetle hakaret ederek onları susturmaya çalışmaktadır.
HULKİ CEVİZOĞLU- Burada bu mu kaynağınız?
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Evet, budur kaynağım; ama ileride yine kaynaklarımı söyleyeceğim. Mevlana'ya gelince kaynakları daha detaylandıracağım.
HULKİ CEVİZOĞLU- Ama yapmayın; yani bugün de, işte Avrupa Birliği konusunda bilim adamları, gazeteciler farklı görüş savunuyor, birbirlerini eleştiriyorlar, suçlayanlar var; o zaman birbirlerini eleştiren insanlara hep ajan mı diyeceksiniz? Yani, Tarih Bölümü Başkanı bir profesör olarak Şems-i Tebrizî'nin Makalât eserinde Moğollara övgüler var ve onlara karşı çıkanlara ağır eleştiriler var diye, siz buradan yola çıkarak bir bilim adamı duyarlılığıyla, sorumluluğuyla Şems-i Tebrizî'yi ajan olarak mı değerlendiriyorsunuz? Sayın Bayram...
[eğer Avrupa birliği Türkiye’ye gelene kadar yolu üzerindeki türk ve İslam devletlerini yıkmış halkını katletmiş ve aynı şeyi bize de yapmak için kapımıza dayanmış olsa idi ve buna rağmen hala birileri Avrupa birliğini savunsa idi tabii ki onlara da Avrupa ajanı diyeceğiz. e-mir]
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- ... Moğolların ajanıdır demektir. Nitekim, bir kaynak da söyleyeyim size... Teşriigulervah adında bir eserimiz var. Bunu yazan Anadolu'lu bir kadıdır. O kadı, bazı şeyhlerin, bazı dervişlerin, özellikle de Kalenderi dervişlerin Moğollara ajanlık görevi yaptıklarını söylüyor. Meselâ Barak Baba'yı söylüyor, adını vererek, "Bu Kalenderi derviş Moğolların ajanıydı" diyor, "Mahmut Han’ın ajanıydı" diyor.
HULKİ CEVİZOĞLU- Mevlana'ya gelelim; Şems-i Tebrizî'yi konuşuyoruz, onu söyleyin.
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Şems-i Tebrizî'yi konuşalım. Şems-i Tebrizî, Makalât'ında birçok yerlerde, bir yerde değil birçok yerlerde Moğolların aleyhinde konuşanları susturuyor. Moğollara alt yapı yapmaya çalışıyor, Anadolu insanını Moğollara itaat etmeye çağırıyor. Mevlana da bunu yapıyor.
HULKİ CEVİZOĞLU- Yani buradan ne sonuç çıkar ki?..
[Türk ve Müslüman olan Anadolu Selçuklu Devleti ile düşman ve daha önce birçok türk İslam devletini yıkmış Moğollar kapımızdayken ve devlet Moğollara karşı ordu toplarken Moğollara itaate çağırmak ajanlıktır. e-mir]
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Dolayısıyla, "Mevlana Moğol ajanı olamaz" çırpınışları, bu çırpınışlar boşa olan çırpınışlardır, hiç kimse bunu inkâr edemez. Bakın,Mevlana "Fihi Mâ Fih" adlı eserinde, eğer önünüzde varsa açıp okuyun, ben tercümesinden söyleyeyim, sayfa 100-103 sayfaları; orada Moğolların Reisi Cengiz Han için diyor ki Mevlana; Cengiz Han, Allah'tan mesaj aldı ve Allah'tan aldığı mesajla Cenabı Allah Cengiz Hana demiş ki, "Halkını, kavmini topla, şu zalim Harzemşahlar ülkesine yürü, onları kahret." Dolayısıyla, bakın bu olay, bu olayı Mevlana'nın kendisi anlatıyor, başkaları Mevlana hakkında anlatmış değil bunu. Ve az önce siz söylediniz, Mevlana'nın Moğollar hakkında söylediği bir söz söyleyin dediniz, işte ben onu söylüyorum. Bu sadece bir tanesidir. [belki de 1243 Kösedağ Savaşında Selçuklu ordusunun küçük bir çatışmadan sonra tamemen dağılmasının ( savaşıp da yenilmediler, savaşmadan kaçıp gittiler) sebebi mevlananın yaptığı Moğolların Allahın kılıcı olduğu yönündeki psikolojik savaştır. e-mir]
HULKİ CEVİZOĞLU- Peki nasıl oluyor Sayın Bayram, nasıl oluyor, bu dediğinizi belki başka kaynaklarla da destekleyeceksiniz, eğer ikna olmazsa Sayın Zeybek de sorar size, ben de şimdi soruyorum; peki, bunların doğru olduğunu varsaysanız bile, nasıl oluyor da bu kadar tutulabiliyor Mevlana, bu kadar gönüllerde yer edebiliyor? Bunun açıklaması şu mudur... Biz 2002 yılında yaşıyoruz, bu olay 1243 yılında ya da ne bileyim 13'üncüyüzyılda olmuştur, yani "o güne bakarak bugün değerlendirme yapmak yanlıştır" şeklinde mi cevap veriyorsunuz?
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Oraya da geleyim, Fakat, öncelikle elimize aldığımız bu konuyu, bu meseleyi bir hâlledelim, çünkü çok itirazlar oldu, bu meseleyi biraz vuzuha kavuşturayım. Şimdi, Şems-i Tebrizî 1244 yılında Konya'ya geldi, Mevlana ile görüşmeleri oldu.
HULKİ CEVİZOĞLU- Bir şey soracağım, pardon. Bu görüşlerinizi, söylediklerinizi ve şu anda söyleyeceklerinizi bilimsel plâtformlarda daha önce tartıştınız mı?
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Tabiî tabiî, yazdım ben bunları, ben bunları defalarca yazdım.
HULKİ CEVİZOĞLU- Bunları ilk defa söylemiyorsunuz yani.
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Hayır efendim, ilk defa söylemiyorum, 30 senedir yazdım...
HULKİ CEVİZOĞLU- Nasıl tepkiler aldınız diğer bilim adamlarından?
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Hulki Bey, 30 senedir bunları yazıyorum, bugüne kadar bir Allah'ın kulu bir satır cümleyle bana itiraz edemedi, itiraz etmeleri de mümkün de değildir. Şimdi bakın, Mevlana'nın eserinden örnekler vereyim, çok önemli bir örnek vereyim. Moğol Hükümdarı, İlhanlı Hükümdarı Hulagu Han Bağdat'ı fethettikten sonra, Bağdat'ta son Halifenin oğlu Ez-Zahir Billah Mısır'a kaçtı ve Baybars ile birlikte Mısır'da halifeliğini ilân etti. Şimdi Mevlana Mesnevî'sinde "Mısır Halifesinin Hikâyesi" diye bir hikâye anlatır ve çok terbiyesizce bir hikâyedir, ben burada ifade etmiyorum. Çünkü, o kabak hikâyesinden daha edep dışı bir hikâyedir. Orada meselâ Mevlana Sultan Baybars'ı [ki baybars Moğoları iki defa yenerek Türk İslam devletlerini onların zulmünden kurtaran büyük bir Türk komutanıdır. e-mir] ve Mısır'a kaçan Ez-Zahir Billah'ı tahkir ediyor, rezil etmeye çalışıyor ve böylece Hulagu Hanı desteklemeye çalışıyor. Bakın yine Mevlevî eserlerde, Menakıbıl Arif'inde anlatıyor, bunu teyiden başka bir şey de var. Menakıbıl Arif'inde diyor ki, Mevlana etrafındakilere şu mesajı veriyordu: Diyordu ki, "Hulagu Han Bağdat'ı muhasara ettiği zaman askerlerine emir verdi, üç gün üç gece atlarına ve askerlere yemek yedirmediler, atlara su ve ot yedirmediler, yem vermediler. Atların tutmuş olduğu bu oruç hürmetine Cenabı Allah Bağdat'ın fethini Hulagu Hana müyesser kıldı."[Moğollar tekrar tekrar saldırınca Türkler de oruç tutsun atlarını beslemesin de daha rahat yenilsinler diye gaz veriyor bence. e-mir] Bunu Mevlana anlatıyor, Mevlana'dan naklen veriyor. Başkaları bunları yazıp da Mevlana'ya veya Mevlana'nın çevresine iftira etmiş veya hakaret etmiş değil, bunları kendi eserlerinde yazıyorlar. Sonra Mevlana'nın kişiliği ve şahsiyetiyle ilgili de bir şeyler söylendi. Mevlana, Mansur Hallaç gibi, Bayezid-i Bestami gibi, Ebul Hasan Garagani gibi, Şakıki Belhi gibi İranlı, İran kültürünün ürünü olan mutasavvıfların yolunda bir mutasavvıftır ve bu mutasavvıflar Hulûliye mezhebindendir, Mevlana da Hulûliye mezhebindendir. Bakın, Meslevî'sinde Bayezid-i Bestami hikâyesi var. Orada Mevlana Hulûl felsefesini anlatır.
HULKİ CEVİZOĞLU- Ne demek Hulûl felsefesi?
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Hulûl felsefesi, yani Allah insanlara hulûl eder. Bu Hristiyanlıktan gelme bir inançtır da. Çünkü, Hristiyanlıkta biliyorsunuz, apoklif Hristiyan mezheplerde diyorlar ki, özellikle Nasturîler diyorlar ki, "Hazreti İsa bir beşer olarak dünyaya geldi, fakat sonra Cenabı Allah Hazreti İsa'ya hulûl etti ve Hazreti İsa'nın şahsiyeti ilâh oldu, Allah oluverdi." Böyle bir mezhep var. İşte bu anlayışın İslâm dünyasındaki uzantısı da Hulûliyecilerdir. [menakibül arifinde haşa Allahın mevlananın karısına hulül ettiği ve mevlananın onunla oynaştığı yazar. aynı şeyi ibni Arabi de söyler.e-mir]


En son e-mir tarafından Paz 13 Eyl. 2009, 13:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: Geri: Mevlana'yı Nasıl Bilirdiniz? Paz 13 Eyl. 2009, 12:59

........................................................................
Uzunca ve gereksiz bir yeri çıkardım e-mir.
HULKİ CEVİZOĞLU- Şimdi diyelim ki bunların hepsi yalan, bir tek siz doğrusunuz, öyle bir varsayımda bulunalım. Bunun neresi kötü? Diyelim ki, Mevlana diye birisi de yok, bunun hepsi mitolojik bir hikâye, öyle olduğunu varsayalım, ama bugün herkes buna inanıyor. Hem Mevlana'ya inanıyor, hem Mevlana'nın bu sözleri söylediğine inanıyor. Diyelim ki, size göre hem Mevlana yok veya var ama, o dönemde, 13'üncü yüzyılda Moğolların ajanıydı, ama bugün bizim toplum olarak inandığımız Mevlana'nın yeri yüce bir yerde. Bunun ne sakıncası var, toplumsal birlik bütünlüğü sağlayıcı bir unsur değil mi? Yabancılar bizim hep değerlerimizi alıp... [ha işte kendini ele verdi Hulki ve tayfası.zaten mevlananın allanıp pullanıp önümüze sürülmesinin sebebi de bu işte.yani insanlar Allah ve Rasulü,kuran ve sünnet ya da ashab ve mezheb imamları etrafında değil onun etrafında birleşsin isteniyor.sebebi de birkaç paragraf aşağıda. ayrıca bir sonraki mesaj bakınız.e-mir]
İSMAİL NACAR- O zaman böyle bir program yapmayın Hulki Bey, yani gerçek Mevlana'yı halka tanıtmayın.
HULKİ CEVİZOĞLU- Bir dakika, bir dakika. Değerlerimize hep sahip çıkıp elimizden alıyor. Biz bunun etrafında birleşsek, bu yalan da olsa güzel sözler değil mi, yani bunun ne sakıncası var?
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Efendim, ben esas onu tebarüz ettirmeye çalışıyorum. Şimdi, Mevlana zamanında Anadolu'da bir grup insanlar, bir grup aydınlar Moğolları destekliyorlardı.
HULKİ CEVİZOĞLU- Bugünü soruyorum.
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Bir kısım insanlar da Moğol emperyalizmine karşı isyan ediyorlar, genellikle Ahiler ve Türkmenler Moğol iktidarına karşı isyan durumundaydılar. Dolayısıyla, Mevlana o dönemde Moğolların yanında yer alarak Türkmenlerle mücadele etmiştir. Hacı Bektaş'a ağır hakaretlerde bulunmuştur, Nasrettin Hoca'ya ağır hakaretlerde bulunmuştur, Sadrettin Konavi'ye ağır ağır hakaretlerde bulunmuştur.
NAMIK KEMAL ZEYBEK- Hacı Bektaş'a nerede hakaret etmiş, öğrenebilir miyiz; evet, sorun onu. PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Bütün bunları yaparken hedefi, Moğollara hizmet etmektir. Moğollar da kendisine para veriyorlar. Bakın, bir defasında Moğol Veziri Tacettin bir defasında Mevlana'ya 700 dinar para gönderdi ve bu gönderdiği paralar da, Türkmenlerin mallarını müsadere etmiş, Türkmenlerin mallarından, müsadere ettiği mallardan Mevlana'ya 700 dinar göndermiş. 700 dinar 70 deve parasıdır.
HULKİ CEVİZOĞLU- Sayın Bayram, bugünü soruyorum, şimdi 13'üncü yüzyılı bırakın, 800-900 sene geçmiş aradan.
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Moğollar Mevlana'yı desteklediler, onu söylemek istedim. Moğollar Mevlana'yı desteklediler, Mevlana'yı Anadolu'nun şeyhi, "Şeyh-i Rum" yaptılar. Mevlana'ya intisap etmeyenlerin şeyhliğini kabul etmediler, özel bir ferman çıkardılar.
HULKİ CEVİZOĞLU- Sayın Bayram, bir daha söylüyorum, olmazsa sözü alacağım sizden. Bir daha soruyorum, bugüne gelin, yani Moğolları bıraktık 800 sene önceden.
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Bugüne gelince, ben bugünü de söyleyeyim mademki ısrar ediyorsunuz. Mevlana'yı bugün reklâma eden, Mevlana'yı anlatan bizim yerli ulema değildir. Mevlana'yı Avrupalılar lanse ediyorlar.[Bakınız bir sonraki mesaj.e-mir.]
HULKİ CEVİZOĞLU- Niye, Avrupalılar Moğol soyundan mı geliyor?
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Şundan dolayı: Çünkü, Mevlana'nın felsefesinde emperyalizme yatkın insan yetiştirme Mevlana'nın hedefidir. O dönemde Moğollar Moğol emperyalizmine yatkın insan tipi yetiştiriyordu, yetiştirmeye çalışıyordu, dolayısıyla Mevlana'nın felsefesi bu yönüyle Anadolu insanını Batı emperyalizme yatkın hâle getirme çalışmalarıdır.
İSMAİL NACAR- Misyoner faaliyetleri de onun için giriyor, oradan giriyor.
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Dolayısıyla, bunu Nicolson gayet iyi biliyor, bunu Anna Masalla gayet iyi biliyor, Annamary Schimmel gayet iyi biliyor; dolayısıyla Avrupalıların Mevlana'ya sahip çıkmaları Anadolu'yu sömürgeleştirme felsefesinin bir uzantısıdır.
HULKİ CEVİZOĞLU- Yapmayın, çok şaşırtıcı şeyler söylediniz Sayın Bayram.
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Evet efendim.
......................................................
[Burada yukardaki iddiaları çürütmek yerine mevlananın ne kadar insan sevgisi ile dolu olduğuna dair sokaktaki adamın bile söyleyebileceği tekerleme haline gelmiş uzun konuşmalar vardı çıkardım.e-mir]
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Anadolu'ya geldiği zaman da, Anadolu'da ve çevresinde İranî bir çevre vardı. O İranî çevrelere hitap ediyordu. Daha sonra Moğollara hitap etti, Moğollara hizmet etti, hayatı boyunca Moğollara hizmet etti, sadece kendisi de değil oğulları da. Çok önemli bir şey söyleyeyim. Mevlana, oğlu Alaaddin Çelebi'yi Moğollara karşı isyan ettiği için oğlu Alaaddin Çelebi'yi bir müridine öldürttürdü, oğlunun cenaze namazını dahi kılmadı; bakın, bunu biliyorlar mı? Öyle Mevlana havarisi kesiliyorlar; Mevlana oğlunu öldürtmüş, oğlunun cenaze namazını dahi kılmamıştır. Bunu Mevlevî kaynakların hepsi yazar.
[burada da yok Mevlana şöyle büyük şairdi böyle büyük filozoftu şeklinde her iki tarafında kabul ettiği ama onun Moğol ajanı olmadığını ispatlamayan tartışmalar vardı çıkardım.e-mir]
PROF.DR. MİKAİL BAYRAM- Çünkü, az önce bakın Gazali'yi tenkit ettiler, haklı olarak tenkit ettiler, Mevlana işte o yolun adamıdır. Sezgici bir filozoftur, akla muhaliftir. Mevlana, "Aklı Kur'an kundrahim Mustafa" dediği zaman, "aklı Mustafa'nın yoluna hayran et" dediği zaman akliyeciliği yermektedir. Mesnevî'indeki kel papağan hikâyesinde akliyecileri yermektedir. Bunları okuyanlar anlamıyorlar. Bakın, Bayraklı işte bunu okumalıdır, bunları okumalıdır. Mevlana Mesnevî'sinde, ismini de vererek Fahreddin-i Razi'ye hakaret etmektedir, Fahrettin-i Razi'yi tahkir etmektedir. Neden dolayı? Akliyeci olmasından dolayıdır. Dolayısıyla, Anadolu'nun fikren geri kalmasında, Anadolu'nun ilmen geri kalmasında, Ahiliğin dağılmasında... Mevlana'nın adamları Ahi Evran'ı öldürdüler, oğluyla beraber, oğlu Alaaddin Çelebi'yle birlikte Ahi Evran Nasreddin Mahmut'u Mevlana öldürttürdü. Bakın, bunları bilmiyorlar. Dolayısıyla, "Mevlana Anadolu'ya ne vermiş" dediğimiz zaman bunları göz önünde bulundurmamız lâzım. Felsefe olarak Anadolu'ya ne getirmiştir, bunları bilmemiz lâzım. Ayakları yere basmadan konuşan arkadaşlar, bu meselede önce ayaklarını yere basmalıdırlar. Mevlana'yı Mevlana'nın eserlerinden öğrenmelidirler. [menakibül arifinde Müslüman bilim adamlarını nasıl bilimden vaz geçirdiği övülerek anlatılır.e-mir]
[Karşılıklı teşekkürlerle konu kapanıyor e-mir]

[Mevlana aynı zamanda kölemiz demektir.hep rum diyarındaki kölemiz anlamına geldiğini düşünürdüm ama kimin kölesi bilemezdim.şimdi anlaşıldı.e-mir]


En son e-mir tarafından Paz 13 Eyl. 2009, 13:45 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: Geri: Mevlana'yı Nasıl Bilirdiniz? Paz 13 Eyl. 2009, 13:34

Mevlana etkinliklerinin başladığı 1955 yılında “törende Allah” demenin yasak olduğu, başlamasına Amerikalı bir subay eşinin sebep olduğu ve 1968 yılında Fransa’da Mevlevi gösterisine “Avrupa’da bize gerici bir imaj çizer” endişesiyle gidip gitmeme konusunda büyük tartışmalar yaşandığını biliyor muydunuz?

Ünlü neyzen Kudsi Erguner’in “Ayrılık Çeşmesi” isimli kitabı, 1950’li yıllarda İstanbul’daki yaşamı, Mevleviliğin izlediği seyir, devrimler adı altında dayatılan yasakçı zihniyetin boyutları ve en önemlisi Mevlana’yı anma törenlerinin hikâyesini en ince detayına kadar işlemektedir.

Reddi miras yapan genç cumhuriyet, Osmanlı müziğini bile yasaklamıştı. Zamanın yasakçı zihniyetinin boyutlarının nerelere vardığını gösteren bir olaya kitabın yazarı Kudsi Erguner Lisede iken şahit olmuş. Klasik Türk Müziğine ilgi duyan Erguner, birkaç arkadaşıyla okul müdürüne gider ve bir “Klasik Türk Müziği kulübü” kurmak istediklerini söylerler. Öğrencilerin isteklerini dinleyen müdür bey sinirden kıpkırmızı kesilir ve kalın, karakaplı ve üzerinde “yönetmelik” yazan bir kitabı açıp bir yerini işaret ederek yazara okutmuş “Klasik Türk müziğini teşvik etmeye yönelik her türlü faaliyet yasaktır...” Klasik Türk müziği yasak, ama dönemin eliti, milletin kulağı alışsın diye radyolarda sürekli Klasik Batı Müziği çaldırırmış. O günleri okudukça, bugünlerde yapmış olduğumuz tartışmalardan özgürlükler yolunda ne kadar yol aldığımızı anlamak zor olmuyor aslında. Fakat özgürlük dediğimiz şeylerin, 50 yıl sonra komediye malzeme olacağını da tahmin edebiliriz.

Mevlana Törenleri Amerikan Yapımıymış: İyi ki Varsın Marshall Planı!!!

Kitabın bir yerinde Erguner, Mevlana anma etkinliklerinin nasıl başladığını da anlatır. 1947 yılında ABD tarafından başlatılan Marshall doktrini çerçevesinde, komünizme karşı Türkiye ve Yunanistan mali ve askeri yardımlarla destekleniyordu. Türkiye’ye yapılan yardımların sonucunu görmek için 1954-55 yıllarında asker ve diplomatlardan oluşan bir Amerika heyeti Türkiye’ye gelir. O güne kadar ziyaret edilmesi dahi yasak olan Konya Mevlana Türbesini gezdikleri sırada, bir Amerikalı subay eşi, gelmişken bir de dervişleri görmek ister. Onlara eşlik eden Türkiye heyeti içinde bir panik başlar ama yine de bir derviş grubu bulmaya çalışırlar. O zaman Anakara’da görevli yazarın Babası neyzen üsteğmen Ulvi Erguner, yüzbaşı Halil Can, harita subayı Selami Bertuğ ve Saadetin Heper bir araya getirilerek misafirlere Mevlevi müziğinden oluşan bir konser sunulmuş.[Gördünüz mü ölmüş mevleviliği kimin hortlattığını? Neden hortlattıkları da bir üstteki mesajda yazıyor.e-mir.]

Olağanüstü bir durumdan doğan bu fırsatı değerlendirmek isteyen dönemin Demokrat Partili Konya Belediye Başkanı, vali ile yaşanan gerginliğe rağmen, ertesi yıl Mevlana’nın ölüm yıldönümü olan 17 Aralık’ta anma törenlerini düzenlemeye karar verir.

Konya’da Mevlevi geleneğine bağlı kimse olmadığından İstanbul’daki Mevlevilerin gelip etkinliklerde yer alması gündeme gelmiş. Konya valisi İstanbul’dan gelen heyete “bu bir gösteridir, eğer birinizin Allah dediğini görür veya hissedersem derhal iptal ederim” demiş. Görmek tamam da hissetmek nasıl bir şeyse…

Kutlamalar 1960 yılına kadar gerginliklerle beraber devam etmiş. Fakat 1960 yılı kutlamalarına gelen cunta yönetimi, etkinliklerde dervişlerin söz verdiği gibi gösteri değil, gerçek manada Mevlevi ayini yaptıkları gerekçesiyle sinirlenirler. O gece dervişler İstanbul’a kaçırılır. Yazara göre, o tarihten sonra Mevlana anma etkinlikleri artık Konya Folkloruna dönüşür ve gerçek semazenler yerine Konya’da belediye tarafından yetiştirilen folklor ekipleri tarafından icra edilir.

1967 yılında Konya Turizm Derneği etkinlikleri organize etmeye başlar ve tören yapılan salonun önünde Konya belediye bandosu konser verirmiş, salon dolduktan sonra bando takımı içeri girer, derviş kıyafeti giyerler ve Mevlevi ayini gerçekleştirilirmiş. İstanbul’un gerçek dervişlerini devre dışı bırakan ve Mevlevi geleneğinden yoksun Konya, işi ranta döker. Etkinlikler gerçek anlamını yitirir, bundan sonra Mevlana etkinlikleri birer festivale dönüşür.

Unesco ile Uluslararasılaştırılan Mevlevi Ayinleri

1968 yılında Unesco’nun girişimiyle Paris’ten yapılan ilk davet üzerine dervişler arasından Avrupa’ya yapılacak turnelerin uygunluğu konusunda tartışmalar başlar. Kimisi gerçek dervişlerle turneye katılım sağlanmasını, kimisi ise Konya’da yetiştirilen genç semazenlerin katılmasını savunurmuş. Sonunda İstanbul’un gerçek dervişlerine karar verilmiş. Fakat önemli bir risk ortaya çıkmış. Hükümet cenahında Mevlevi topluluğun yabancı ülkelerde Türkiye’ye “gerici bir imaj(!)” vereceği düşünülebilirdi. Avrupa’dan sonra 1972 yılında da Amerika’da da aynı törenler ve konserler düzenlenmeye başlanmış.

Özetle, Türkiye’nin yakın tarihi incelendiğinde, bugüne inanılmaz bir komedi malzemesi çıkmaktadır. Klasik Türk Müziğinin yasaklanması, Tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla görünürde son bulan Mevlevi geleneğinin, bir ABD’li kadın talebiyle yeniden başlatılması, Mevlevi ayininde “Allah” demenin yasaklanması bile komedinin ve yasakçı zihniyetin komikliğini göstermektedir. Laik ve demokratik cumhuriyet derken, komik cumhuriyete doğru yol alındığını fark edemeyen reddi mirasçı elit, bugün hala komiklikte ısrarcı. Kim bilir, 50 yıl sonra bizim de bugünlerde ne kadar komik bir cumhuriyet olduğumuzu anlatırlar belki. Malzeme mi dediniz, ondan çok ne var. Başörtüsü yasağı, dil yasağı, Kur’an kursu, Alevi meselesi, Kürt meselesi, azınlıklar meselesi… Her tarafımız komediymiş aslında.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: Geri: Mevlana'yı Nasıl Bilirdiniz? Salı 27 Ekim 2009, 23:56

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı UNESCO 2007'yi Mevlana Yılı ilan etti. Doğumunun 800. yılında, dünya kültürüne katkıları nedeniyle alınan bu karar gereği, sanat ve kültür çevrelerinin 2007'de en çok konuştuğu isimlerden biri de Mevlana olacak.
Türkiye belki farkında bile değil ama dünyanın pek çok ülkesinde Mevlana'ya yönelik etkinlikler çoktan başlamış bile. Mesnevileri, ABD'de en çok satan şiir kitapları sıralamasında birinciliğini sürdürürken, Hawaii'de, Japonya'da, Güney Kore'de ve daha birçok ülkede mevlevihanelerin yapımına başlanmış.
Mesnevileri şu ana kadar 9 dile çevrilmiş, Konya Belediyesi'nin bu yöndeki girişimi sayesinde, yıl sonuna kadar toplam 20 dile çevrilecekmiş...
Mevlana'ya yabancıların bizden daha fazla ilgi gösterdikleri ve anladıkları kesin. Önceki gün türbesini ziyarete gittiğimizde, özellikle Japonların fazlalığı dikkat çekiciydi...
09 Şubat 2007 / Cuma Milliyet Gazetesi haberi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content
MesajKonu: Geri: Mevlana'yı Nasıl Bilirdiniz?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Mevlana'yı Nasıl Bilirdiniz?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun... :: DİNİ KONULAR :: Tasavvuf -