Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun...

İSLAMİ BİLGİ PAYLAŞIM SİTESİ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Rahmet Forum Son Konular
Konu Yazan GöndermeTarihi
star
starPaz 28 Ekim 2012, 12:04
star
starÇarş. 14 Eyl. 2011, 21:58
star
starSalı 13 Eyl. 2011, 18:41
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:48
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:15
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:02
star
starPtsi 05 Eyl. 2011, 22:51
star
starPaz 04 Eyl. 2011, 13:51
star
starCuma 02 Eyl. 2011, 16:06
star
starCuma 02 Eyl. 2011, 15:45

Türbeperestlere

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: Türbeperestlere Çarş. 27 Mayıs 2009, 16:06

Uzun zamandır merak eder dururdum, geçen gün mezarına gittim Seyyid Burhaneddin’in. Uzun uzun izledim olan biteni, epey seyreyledim kabri ve türbeyi, herkes gibi ben de ölümü hatırlayıp ibret alamadım, çünkü o görkemli mini piramitlerin içerisinde, hürmet ve taltif edilen bir sanduka ve kabrin içinde mi yoksa dışarıda mı insanlarca meçhul olan bir ölü, neyin ibreti olabilirdi ki ?

Türbenin iki yanına mescid yapmışlar, her ne kadar ölünün başında haremlik selamlık yoksa da kadın mescidi ayrı erkek mescidi ayrı yapılmış. Ellerini beton sandukanın üzerine koyup etraftan biraz çekinerek eğilip betona bir şeyler fısıldayan 40 yaşlarında bir kadın gördüm. Ben de sizin gibi merak ettim, ne diyor acaba ? Hafifçe kulak kabarttım, “eğer oğlan içkiyi bırakırsa kurban da keserim burda, her hafta da gelirim…” kadının sözleri yarım kaldı bir anda sahne değişti. Tekerlekli sandalyede bir genci arkasındaki 4-5 kişi, kadının olduğu yere yaklaştırdılar, kadın çekildi, belli ki bu gelen biraz daha acil durum! Açtılar ellerini şaşkın ve yapmacık büktüler boyunlarını, dudakları kımıldıyor, fakat bazen ne dediklerini ve bazen de ne diyeceklerini kendileri bile şaşırıyor. İnsanın fıtratına aykırı olan bu isteme, alışıncaya kadar yabancı gelir insana. Alıştıktan sonra ise diğer putperestler gibi Allah’ı bırakıp putlardan yardım ister ve bir de bu işi müdafaa etmeye girişir.

Neyse gelelim türbemize, henüz evliya sakat oğlanın işini de halletmemişti ki bir konvoy ve korna sesleri ile sünnet elbiseli bir yavrucak omuzlarda geldi, bir sürü cahilliği amelinden belli adam girdi içeri ve öp oğlum dedi biri çocuğa. Çocuk şaşkın şaşkın baktı babasına. Öpsene lan dedi adam. Neyi baba ? Mezarı oğlum. Mezarı mı, dedi çocuk ve başladı ağlamaya. Bu şirk meclisindeki ağıt Rasulullahın ümmetim, ümmetim diye ağlamasını hatırlattı bana. Ben de dayanamadım ben de hıçkıra hıçkıra ağlıyordum, herkes bana döndü, türbedeki ölüden kaynaklanan manevi bir hal hasıl oldu sandılar. Oysa ölünün neyden haberi var, o kendi derdine düşmüş, kendi ameliyle baş başa kalmış. Ey! İnsanlar dedim,dinleyin.

Bu taşların altında yatan bir insan varsa, ve o salih bir kulsa kendini kurtarmıştır ve Allah onun mükafatını elbette vermiştir. Allah kendisinden istenildiğinde kulunun duasına icabet eden tek ilahtır ve ondan başka dualara icabet edecek ilah yoktur. Eğer duanız kabul edilmiyorsa; ya sizi yaratan Rabbinizi, O’nun kelamı Kur’anı, O’nun rasulü Muhammed’in yolunu tanımıyorsunuz, ya nasıl dua edeceğinizi bilmiyorsunuz, ya ısrarla günah işliyorsunuz, ya karnınız haram lokma dolu, ya da imtihan olunduğunuz şeye sabretmeyi bilmiyorsunuz. Şayet bu veya başka sebeplerle Allah size yardım etmiyorsa ölüler mi size yardım edecek. Sizin işlediğiniz bu şirkten Allah’a sığınırım.

Rasulullah ( sallallahu aleyhi ve sellem ) ’ın zamanındaki Ebu Cehl’ler işte böyle şirk işlerdi ve bu amelleri yüzünden ebedi cehennemlik kafirler olarak öldüler. Onların yardım istediği putlar da salih olan, evliya dedikleri ölmüş insanlardı. Hatta Nuh (aleyhis selam)’ın kavminin taptığı putlar da ölmüş veli insanlardı. Nuh suresinde ismi geçen, bu velilerden yardım isteme işine Allah, şirk demiştir, amma var mı ki Kur’an okuyan içinizde. Şirk Allah’a ortak kılmak demektir ve Nuh’un kavmi bu şirkleri yüzünden tûfan ile boğulmuş ve helak edilmiştir.

Muhammed aleyhis selam’ın peygamber olarak gönderildiği müşriklerde, her kabilenin bir putu vardı ve görmüyor musunuz bu zamanda da şirk insanlardan uzak değil. Kayseri’de bu mezar, Ankarada Hacı Bayram, İstanbul’da Telli Baba, Konyada Mevlana, gömüldükleri şehrin putu olmuşlar. Her şehirde meşhur bir put vardır ve bir de meşhur olmayanları. İnsanlar indinde ister meşhur olsun ister olmasın bir ölünün diriye yardım etmesi imkansızdır ve buna inanmak cehalettir, şirktir, putperestliktir. Hiç okudunuz mu şu ayeti bakın, her şeyin sahibi yüce Allah ne buyuruyor: “Allah'ı bırakıp da taptıkları (putlar), hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratılmışlardır. Onlar diriler değil, ölülerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.”[1]

Eğer buralarda yatanlar günahkar veya kafirse ona kimsenin yardımı dokunmaz, Allah’ın azabı onu kuşatmıştır. Bir günahkardan diri iken dua istemediğiniz halde ölünce de herhalde yardım istemezsiniz.

Eğer bu mezarların içi boş ise ki böyleleri de çoktur, işte o zaman derdinizi taşlara söyleyin.

Ey! taşlar dinleyin. Biz binlerce peygamber ve uyarıcı gönderilen Adem’in nesliyiz. Biz Rabbine karşı; ” izzetine yemin olsun ki kullarını saptıracağım ve onlardan çoğunu sana ibadet eder bulamayacaksın” diyen şeytanın oyuncağı olduk.

Ey! Taşlar sıratı müstakıymi bize gösterecek hocalar da ya paraya tapıyor, ya bu türbelere. Kalpleri günahkarlıktan taş kesilmiş din adamlarının şerrinden Allah’a sığınırız. Onların bizi bu cehalete terk etmeyi reva gören kalpleri, taştan daha katı. Çünkü öyle taşlar vardır ki, içlerinden ırmaklar fışkırır, çatlar da ondan su kaynar, bazı taşlar Allah korkusuyla yukarıdan aşağı yuvarlanır. Allah’tan korkup da ümmeti uyarmak için kılını kımıldatmayan hocalardan davacıyız, şahit olun.

Ey uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin başına azap olarak yağdırılan taşlar! bize haber verin, helak olanların günahı bizimkinden çok muydu ?

Oğlumuza içki içme, kızımıza açılıp saçılma diyemezken, arkası yarın diziler gibi rezil bir hayatımız varken, günahımızdan tövbe edip Rabbimize yalvaracağımız yerde, bu mezarlardan medet umuyoruz. Ey taşlar kalkın şu ölünün üstünden de bize yardım etsin. Şu sakat genci iyileştirsin, şu kadının oğluna içkiyi bıraktırsın, şu sünnet olacak çocuğa da ne yapacaksa yapsın. Utana sıkıla köşelerde çocuk isteyen şu kadınlara da bir yol göstersin; bu kadar yorgunluğa deve kesseler az gelir ya! kabrinin başında hatırı için kesilen kurbanları da otursun yesin!!

Şu türbede ettiğiniz dualardan biri kabul olsa türbe sahibinden, kabul olunmazsa kader değil mi ? Yani size hayır ölüden, şer ise Allah’tan geliyor öyle mi? Haşâ.

Hepiniz yaptığınız işin garipliğini hissediyorsunuz, çünkü Kâlû Belâ’da Rabbinize verdiğiniz söz sizi burada rahatsız ediyor. Sözünüzde durmuyorsunuz. Ben sizin Rabbiniz değil miyim buyurduğunda evet Sen bizim rabbimizsin demiştiniz. Yâ Rabbî dediğinde “Buyur kulum diyen Rabbine el açmak yerine kabir kabir geziyorsunuz öyle mi ? Falanca babanın kabri çocuksuzların yeri, falanca velinin türbesi sakatların sığınağı, falanca evliya içkiyi bıraktırır…

Allah size acısın, siz kendinize acımıyorsunuz, Allah sizin kalplerinizdeki mühürleri açsın ve hidayet etsin. Çünkü onun öğrettiği dini, O’nun gönderdiği peygamberin yolunu terk etmişsiniz. Ebu Cehl’ler gibi ölmeden önce, Allah’a tövbe edin. Sonra açtı insanlar ellerini, ben söyledim onlar âmin dedi.

Yâ Rabbî aracısız ve ortaksız sana yöneliyoruz, bize hidayet et, bize İslamı öğrenecek gayret ve öğretecek ilim ehlini yoldaş et. Kalplerimizi şirkten arındır. Biz aciz kulların derde zor sabreder, sıkıntıya gelemeyiz, bizi zorlukla imtihan etme. Şifa yalnız Sendendir, hastalığımıza şifa ver. Bütün sıkıntıları giderecek olan Sensin, bizi sıkıntılarımızdan kurtar, bu ölmüş olanları da kabir azabından ve cehennem azabından kurtar. Eğer gözümüzün aydınlığı salih evlatlar olacaksa bize hayırlı nesiller ihsan et. Yok eğer şeytanın askeri olacaksa biz evlat için ısrar etmiyoruz ve ardımızdan günah defterimizi açık tutacak nesil istemiyoruz, bizi bundan muhafaza et. Yâ Rabbî hiçbir derdimize deva için bir daha bu kabirlere gelmeyeceğiz, el açıp yüz sürmeyeceğiz, biz Ebu Cehl’lerin dininden olmayacağız, bizi salihlerle birlikte yaz, bizi tevhid ehli mü’minler olarak öldür. Şu kısacık dünya hayatını bize uzun gösterme, ona dalıp ahireti unutanlardan etme. Ya Rabbî bize ahiret düşkünlüğü ver, bize cennet sevdası ver, dünyada ulaşamadığımız her ne varsa cennetinde nasib et. Dünya gelip geçici, ahiret ise bâki olandır. Sen bu sözü yeryüzünde yaşayanların hepsine duyurdun, İbrahim ve Musa’nın sahifelerinde de yazılıydı, fakat biz insanlar hiç ölmeyecek gibi dünyanın peşine düştük. Senin dinini öğrenmedik, doğru yanlış bilmedik, her duyduğumuzu kabul ettik, doğrularla da amel etmedik. Şimdi bize dinimizi öğretmeyen geçmişlerimize de rahmet diliyoruz, onları da affet. Sen her kulu çeşitli vesilelerle imtihan etmektesin Ya Rabbî, şu türbeleri imar eden, buraları ziyaretgâh yapan ve İslamı bildiği halde buralarda yapılan putperestliğe göz yuman insanları da ıslah et. Onlar da peşinden gittiği basit menfaatleri ebedi zannetmekte, ölümü uzak bilmekte oysa şu kabirler bir zaman gülüp eğlenen insanlarla dolu. Ya Rab! Biz de ölüp şu toprağın altına gireceğiz, kulun ve rasûlün Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Sen’den ne istedi ise biz de istiyoruz ve neyden Sana sığındı ise biz de sığınıyoruz ve onun dediği gibi diyoruz ki:”Allah’ım Kabrimi tapılan bir put yapma”! Âmin Âmin

Ve Selamun Alel Murselin Vel Hamdu Lillahi Rabbil Alemin


KUR’ANDAN NASİHATLAR


Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.[2]


“Halbuki (putlar) ne onlara bir yardım edebilirler ne de kendilerine bir yardımları olur”.[3]


“Allah'ın dışında taptıklarınızın ne size yardıma güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler.”[4]



“Göklerin ve yerin mülkü yalnız Allah'ındır. O diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.”[5]


“Allah düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek bir velî (dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kâfidir.”[6]


“(Böyle iken inkârcılar) Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda ne de zarar verebilen şeylere kulluk ediyorlar. İnkârcı da Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır.”[7]



Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve: Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır, diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir."[8]


“El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak O'dur. O'nun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır. O halde, yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Hâla düşünmüyor musunuz? Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız. Hakikaten Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.”[9]



“Allah'ı bırakıp da taptıkları (putlar), hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratılmışlardır. Onlar diriler değil, ölülerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.”[10]

Alıntıdır
------------------------------

[1] Nahl Suresi (Ayet 20-21)

[2] Âl-î İmran Suresi (Ayet (160)

[3] A’raf Suresi (Ayet 192)

[4] A’raf Suresi (Ayet 197)

[5] Tevbe Suresi (Ayet 116)

[6] Nisa Suresi (45)

[7] Furkan Suresi (Ayet 55)

[8] Yunus Suresi (Ayet 18)

[9] Rad Suresi (14-17-18)

[10] Nahl Suresi (20-21)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Türbeperestlere

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun... :: DİNİ KONULAR :: Bid'at ve Hurafeler -