Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun...

İSLAMİ BİLGİ PAYLAŞIM SİTESİ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Rahmet Forum Son Konular
Konu Yazan GöndermeTarihi
star
starPaz 28 Ekim 2012, 12:04
star
starÇarş. 14 Eyl. 2011, 21:58
star
starSalı 13 Eyl. 2011, 18:41
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:48
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:15
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:02
star
starPtsi 05 Eyl. 2011, 22:51
star
starPaz 04 Eyl. 2011, 13:51
star
starCuma 02 Eyl. 2011, 16:06
star
starCuma 02 Eyl. 2011, 15:45

KUR'AN'I ANLAMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: KUR'AN'I ANLAMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER Perş. 05 Şub. 2009, 17:37

[uzunca ama önemli bir konu.e-mir]
Kur'an, Allah'ın insanlara gönderdiği en büyük nimettir. Kur'an'da, yeryüzüne sarkıtılmış ilahî bir ipe benzetilmiş ve insanların ona sarılmaları istenmiştir. [168] Hz. Ali'ye nispet edilen Şu anlamlı mesaj, Kur'an'ın gönderiliş gayesini beyan etmektedir: “Kur'an, sizden öncekilerin ahvâlini, gelecek nesillerin haberlerini kapsar. Onda sizler için hükümler vardır. Ondan yüz çeviren zorbaları Allah zelil eder. Onun dışında hidâyet arayanı, Allah dalalete düşürür. O, Allah'ın kopmaz ipidir, Zikr-i hakim ve Sırat-ı müstakimdir. Onunla hareket eden hedefi şaşmaz, okuyan diller sürçmez, alimler ondan doymaz, okumakla eksilmez, acayip yönleri bitmez, onunla konuşan doğruya isabet eder. Onunla hareket eden ecir alır, onunla hükmeden isabet eder. Ona davet eden doğruya çağırmış olur.” [169] Kur'an, Müslüman'ın, en çok bilmesi ve okuması gereken kitaptır. Müslüman'ın hayat programıdır. Bunca öneme haiz olan Kur'an'la insanlar arasına bazı engeller girmekte, bu nedenle ondan gereken paylarını alamamaktadırlar.

Bu bölümde, Kur'an'dan yararlanmanın Önüne geçen önemli engelleri özetleyeceğiz.
1- Taklit ve Taassup
Kur'an'la ilgili müşkilâtın giderilmesinde en önemli adımların başında taklit ve taassuptan uzaklaşmanın geldiğini kaydetmiştik. Kur'an'dan uzaklaşma ve ondan yararlanmanın önündeki en büyük iki engelin de taklit ve taassup olduğunu söyleyebiliriz. Zira taklit, başkaların beyin ve düşüncelerini kullanmak anlamına gelmektedir. Keza taklid, Allah'ın vermiş olduğu akıl nimetini kullanmamak ve başkalarının gözüyle görmeye çalışmaktır. Taassup ise hatada ısrardır. Taklit ve taassup sahipleri kendilerinden asırlarca önce yazılan eserlerle yetinmeye çalışmaktadırlar. Gazzalî, Kur'an'ın önündeki engellere değinirken şöyle der: Mukallit, taklit yoluyla duyageldiği mezhebin görüşlerinde taassup edip kalmıştır. Böyle bir mukallidin basiret ve müşahede gücü körelmiştir. Ruhunu kaplayan taassuptur. Taassupla bağlandığı konular kendisini hareketsiz ve düşüncesiz bırakmıştır. Düşündüğü birşey varsa o da sadece duyageldiği konulardır. Kalbine bağlandığı şeyler dışında bir mana doğarsa taklit şeytanı hemen müdahale eder ve ona şöyle demeye başlar: Sen mukallitsin, nasıl olur da kalbine taklit ettiğin kişinin Kur'an'a verdiği mana dışında bir mana doğar? [170]
Taklit insanı o hale getirir ki; bağlandığı şahsın görüşünden dolayı Kur'an'ın hükmünü terk eder. Kendi kendine şöyle der: Elbette benim bağlandığım zatın bir bildiği vardır, onun kadar bilemem. Bu âyetin, bilmediğim dışında da anlamı olabilir. Hem benim için nesh kapısı da açıktır. Belki de âyet mensuh olmuştur. [kuran hakkındaki tüm bu zannlar kuranın duvarda asılı bir tabu haline gelmesine sebeb olmuştur.öyleki dokunursam çarpılırım sananlar bile vardır.e-mir]
2- Kur'an Okurken Tüm Cehd ve Gayreti Harflerin Çıkış Yerlerine Hasretmek
Bu durumda da Şeytan, insanı Kur'an'ın asıl manasından alıkoymaya çalışır. Şeytan Kur'an okuyucusunu habire harflerin çıkış yerleriyle oyalar durur. Artık böyle biri için ne zaman Kur'an'ın manası ortaya çıkar? Şeytan için bunlardan daha büyük bir oyuncak düşünülmez.” [171] Böyle biri, Kur'an'ı okumanın asıl gayesini tecvitte bilir. Onun için asıl hedef Kur'an'ı anlama değil de, kıraat imamlarının İhtilaflarına riâyet etmek ve onları uygulamaya çalışmaktır. [on kıraatin onunu da bilen bazı harfleri doğru çıkarmak için boğazına kalem sokan ama bir tek ayeti bile tefsir edemeyen çok kişiler olduğunu duymuştum bir hocadan.e-mir]
3- Günahlara Dalmak
Günahlar ise, insanları Allah ile sohbet etme anlamına gelen Kur'an'ı okuyup anlamaktan alıkoymaktadır. [bu kısmı kısalttım.e-mir]
4- Tekebbür (Büyüklenme)
[sıkılmamanız için bu kısmı da kestim.ama hakikat hakikattir kimden gelirse gelsin alınmalıdır başlıklı yazımın ikinci kısmı ile aynı sayılır.e-mir]
5- Kur'an'ı Hedefinden Saptırmak
Kur'an'ı anlamanın önüne geçen engellerden birisi de, Kur'an'ı asıl hedefinden saptırmaktır. Kur'an, ne maksatla indirildiğini birçok yerde beyan etmektedir.
“Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana kitabı hak ile indirdik.” [177]
“O, insanları karanlıklardan, aydınlığa çıkarman için gönderdiğimiz bir kitaptır.” [178]
“İnsanların ihtilaf ettikleri konuları kendilerine açıklaman için sana kitabı indirdik.” [179]
“Bu kitabı sana her şey için bir açıklama bir hidâyet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.” [180] Bu ve benzeri yüzlerce âyet Kur'an'ın asıl hedefini göstermektedir. Kur'an'ın yalnız taziyelerde, kandil gecelerinde veya başkalarına hatim indirmek gayesiyle okunması, Kur'an'ı asıl hedefinden saptıran uygulamalardır. Kur'an'ı bir ilahî reçete olarak düşünürsek, reçetenin öncelikle ilaca muhtaç hastanın üzerinde uygulanması gerekmektedir. Başkasına hatim indirmeye çalışan bir zat, okuduğunun anlamını düşünme yerine, en kısa zamanda kaç hatim indirebileceğini düşünecektir.
Kur'an'ı esas hedefinden saptıran okuma biçimleri, Müslüman toplumlarda komik sayılabilecek birçok uygulamayı da beraberinde getirmiştir. İslâm ülkelerinden birinde, ölüm döşeğinde yatan bir zata, Kur'an okumak isteyen hoca efendiye hastanın annesi müdahale edip azarlamıştır. Anneye göre, Kur'an ancak ruhunu teslim eden için okunmalıdır. Oysa oğlu henüz ölmernişti, sekerat halindeydi, Anneye göre Kur'an okumak, ecelin çabuk gelmesine neden olmaktaydı, onun için ölmeden okunmamalıydı.[halbu ki ölülerinize yasin okuyun hadisinin ölmekte olan hastalarınıza yasin okuyun anlamında olduğunu okumuştum.e-mir ]
6- Ahireti İnkâr Etme veya Dünyayı Ahirete Tercih Etme [bir kısaltma daha yaptım.e-mir]
“Öldükten sonra bize kavuşacaklarını ummayanlar ve dünya hayatına razı olanlar ve bununla tatmin olanlar ve bizim âyetlerimizden habersiz olanlar...” [181]
“Ahirete iman edenler buna (Kur'an'a)da inanırlar ve namazlarını gereği gibi kılmaya devam ederler.” [182]
7- Okunanın Anlamını Bilmeme veya Ondan Habersiz Olma
Kur'an, “Ey Resulüm! Sana bu Mübarek Kitabı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik” [183] âyetiyle niçin indirildiğini beyan etmektedir. Manası bilinmeden okunan âyetler nasıl düşünülecek ve onlardan nasıl öğüt alınacaktır? Bu bakımdan Kur'an'ı anlamanın veya ondan yararlanmanın önemli nedenlerinden biri de onu bilmemektir, başka bir anlatımla cehalettir.
“Hayır. Onların çoğu hakkı bilmezler bu yüzden de yüz çevirirler.” [184]
“Bilakis onlar ilmini kavrayamadıkları ve yorumu asla kendilerine gelmemiş olanı yalanladılar.” [185] âyetleri de Kur'an'a karşı koyanların ve ondan yüz çevirenlerin neden benzer eylemlere başvurduklarını açıklamaktadır.
“Eğer müşriklerden biri senden eman dilerse, Allah'ın Kelâmı'nı işitip dinleyinceye kadar ona eman ver.” [186] Âyet, şirke düşme nedenlerinden birinin Kur'an'ı bilmeme olduğunu belirtmektedir. Yani şirkin giderilmesi, Kur'an'ı anlamaya bağlanmıştır. Çağdaş düşünürlerden, Muhammed el-Behiyy şöyle der: “Müşriklerden Kur'an'ı dinlemelerinin istenmesi onlarla bir diyalog kurulmasını sağlamak içindir.” [187] Kur'an'ı bilmekten gayemiz, yüzeysel bir biçimde okunması değildir. Ondan kastımız, onu tefekkür ve tefehhüm ile okuyup anlamaktır, “İçlerinde birtakım ümmiler vardır ki, kitabı bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir. Onlar sadece zan ve tahminde bulunurlar.” [188] Âyetin yorumu hususunda Muhammed Gazali şunları der: Onlar kitabı hıfzetmek için düşünmeden okurlar, anlam ve gayesini düşünmezler, Kitab'ı kavramadan kendilerine okunanı ile yetinirler. [189]
İslâm'ın ilk döneminden beri manası bilinmeden okunan Kur'an'ın sevap getirip getirmediği konusunda değişik görüşler öne sürülmüştür. Kimileri, asıl olan okumaktır, çünkü Kuran okumak bile ibadettir, anlaşılsın veya anlaşılmasın önemli değildir, okuyan sevap kazanır, demişlerdir.

Kimileri de asıl olan, Kur'an'ı anlayarak okumaktır, demişler ve birçok delil ortaya koymuşlardır. Delillerden bazıları şunlardır:
“Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler hakkını vererek onu okurlar.” [190] Âyette geçen “Hakkını vererek okurlar” ibaresi üzerine alimler görüşlerini belirtmişlerdir. Okumaktan gaye onu anlamaktır, anlamadan okumak eksik ve gayesizdir, asıl olan, okuduğunu bilerek okumaktır. [191] Ehl-i Beyt alimlerinden Cafer es-Sadık, gerçek okumayı şöyle izah eder: Kuran'ı tefekkür ederek, ahkâmıyla amel ederek, müjdelerini umarak ve inzarından sakınarak okumaktır.
Allah'a yemin olsun okumak, tefekkürsüz bir ezberleme ve harfler üzerinde zaman geçirmek değildir. [192]
Sabık Ezher Şeyhi Muhammed Abduh, bir münasebetle “Kur'an'ın hidâyetinden yüz çevirdiği halde onu okumaya çalışan, onunla alay edenlerin konumuna düşmüştür” deyince, derste hazır bulunan bir mukallit kendisine şöyle itiraz etmiş: “Kur'an'ı okumak yeterlidir, alimler onu okumakla ibadetin hasıl olacağını söylemişlerdir.” İmam Abduh ona şu cevabı vermiş: “Dediğin doğrudur, ancak onlar Kur'an'ı iddia ettiğin biçimde anlamamışlar ve sadece ölüler için indiğini söylememişlerdir. Nasıl diyebilirler ki
“Allah, onu düşünsünler ve akıl sahipleri de tefekkür etsinler diye indirdi.” [193] buyurmaktadır. Bu ve benzer âyetler sadece okumayla yetinmemeyi emretmektedir. Sünnet de Kur'an'ı teyid etmektedir. Sünnet, gelecek nesillerde Kur'an okudukları halde gırtlaklarını aşmayan bazı kişilerin türeyeceklerini haber vermiş ve onları en kötü yaratıklar olarak vasıflandırmıştır. Bu kötü kuşak, Kur'an'ı müzik ve coşku malzemesi kılacaktır, onları Kur'an'ı anlamaya davet ettin mi sana şunu derler: Falan şöyle dedi, falanın keşf ve rüyası şöyle oldu deyip, karşı koyacaklardır. İşte Müslümanlar bu hale geldiler. Allah, müminlere yardım va'dini verdiği hâlde, onlar layık olmadıkları için bu yardımdan mahrum kaldılar.
“Onlar bu Kur'an'ı hiç düşünmüyorlar mı? Yoksa kendilerine daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen birşey mi geldi?” [194] İmam Abduh, şu misalle dersini devam ettirdi: “Birine çok önemli bir yerden bir mektubun geldiğini düşünelim,mektubu alan kişi onu sadece terennüm edip manasını hiç düşünmezse, isteklerini yerine getirmeye çalışmazsa, öğrenmeye de yellenmezse göndericiyle alay etmiş ve onu hafife almış olmaz mı? Her mükellef için gücü nispetinde Kur'an'ı tefekkür etmesi, ondan hidâyet yolunu öğrenmeye çalışması vaciptir.” [195] İmam Kurtubî, Kur'an okuma adabı bağlamında şunları der: Okuyan kişi onu yavaş ve tertil ile okumalı, rahmet âyetlerine gelince, Allah'tan rahmet dilemeli, azap âyetlerinde Allah'a sığınmalıdır. [196] Kişi, Kur'an'ın anlamını, muhkem ve muteşâbihatını bilmeden Kur'an'ı bildiğini iddia edemez. [197] Kur'an ahkâm ve vecibelerini anlamadan okuyan birinin durumu ne kadar da çirkindir! Kişi, anlamadığı birşeyle nasıl amel edecek? Ne okuduğunu bilmeyen biri, Kur'an'dan nasıl fıkıh Öğrenmeye çalışacaktır? Öylelerin örneği, kitap yüklü merkeptir. [198]
Kimi alimler de anlamadan Kur'an okuyanın durumunu sarhoşlara benzetmişlerdir.
“Ey iman edenler, siz sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.” [199] Ayette yasaklanan durum, ne dediğini bilmeden namaz kılanın durumudur ki, sarhoşa benzetilmiştir. Zira sarhoş ne dediğini bilmediği gibi, Kur'an'ı anlamadan okuyan da ne dediğini bilmemektedir. [200]
Netice,Kur'an'ı anlamak, önündeki engellerin izale edilmesiyle mümkündür. [201]
[168] Âl-i İmrân: 3/103.

[169] Tirmizî, Fedâilu'l Kur'an: 15.

[170] Gazali, İhyayu Ulumi'd-Din (İthaf ile Beraber) 5/102.

[171] Gazzalî, İhya, a.g.e.: s.5/101.

[172] A'râf: 7/146.

[173] Câsiye: 45/7-8.

[174] Zuhruf: 43/52-53.

[175] Zuhruf: 43/31.

[176] Sebe: 34/34.

[177] Nisa: 4/105.

[178] İbrahim: 14/1.

[179] Nahl: 16/64.

[180] Nahl: 16/89.

[181] Yûnus: 10/7.

[182] En'âm: 6/92.

[183] Sad: 38/29.

[184] Enbiya: 21/24.

[185] Yûnus: 10/39.

[186] Tevbe: 9/6.

[187] Behiyy, Muhammed, ed-Dinü ve'd- Devle: s.471.

[188] Bakara: 2/78.

[189] Gazalî, Muhammed, Keyfe Neteâmelü Meal Kur'an: s. 14.

[190] Bakara: 2/21.

[191] İbn Âşûr, et-Tahrir ve't-Tenvir: 1/696.

[192] Tabatabâî, el-Mizân: 1/266.

[193] Sâd: 38/38.

[194] Müminün: 23/68.

[195] Rızâ, el-Menâr: 1/449-450.

[196] Kurtubî, Tefsir: 1/27.

[197] Kurtubî: ag.e: 1/22.

[198] Kurtubi: a.g.e.: 1/21.

[199]Nisa: 4/43.

[200] Krş. Alüsi, Rûhu'l-Meâni: 5/38.

[201] Yrd. Doç. Dr. Abdulcelil Candan, Kur'ân Okurken Zihne Takılan Ayetler (Müşkilü'l-Kur'an), Elest Yayınları: 59-67.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

KUR'AN'I ANLAMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun... :: DİNİ KONULAR :: Kur'an -