Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun...

İSLAMİ BİLGİ PAYLAŞIM SİTESİ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Rahmet Forum Son Konular
Konu Yazan GöndermeTarihi
star
starPaz 28 Ekim 2012, 12:04
star
starÇarş. 14 Eyl. 2011, 21:58
star
starSalı 13 Eyl. 2011, 18:41
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:48
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:15
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:02
star
starPtsi 05 Eyl. 2011, 22:51
star
starPaz 04 Eyl. 2011, 13:51
star
starCuma 02 Eyl. 2011, 16:06
star
starCuma 02 Eyl. 2011, 15:45

Adem (as) Resulullah (sav) İle Tevessülde Bulunmadı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: Adem (as) Resulullah (sav) İle Tevessülde Bulunmadı Salı 09 Mart 2010, 20:49

Âdem aleyhisselamın Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ile Tevessül Etmesi Hadisi ve «Sizi O’na yaklaştıracak vesile arayın» Âyetinin Tefsiri

Sizden Allah Azze ve Celle’nin «Ey iman edenler! Allah’tan korkun; sizi O’na yaklaştıracak vesile arayın.» (Maide: 35) âyetini tevessülde sofilere bir reddiye olması için tefsir etmenizi rica ediyorum. Onlardan bazıları bu âyeti, peygamberler ve evliya ile tevessülün caiz olduğu şeklinde tefsir etmişlerdir. Âdem aleyhisselamın hata yaptığı hadisine gelince, onlar: Beyhaki, hadisin sahih olduğunu söyledi, diyorlar. Zehebi’de bu kitabı övmüştür.




Hamd, Allah’a mahsustur.

Birinci olarak: Âdem aleyhisselamın suç işlemesi ve Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ile tevessülde bulunması hadisi uydurma olup, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ve Âdem aleyhisselam adına uydurulmuş bir yalandır.

Bunun açıklaması (34715) numaralı sorunun cevabında geçti. Orada ilim ehlinden bunun yalan olduğuna dair açıklamaları naklettik. O âlimlerden bir tanesi de İmam Zehebi’dir. -Allah ona rahmet etsin-

Beyhaki -Allah ona rahmet etsin- bu hadisi “Sunen” adlı kitabında rivayet etmemiştir. Bunu “Delâilun-Nubuvvve” adlı kitabında rivayet etmiş ve onun “zayıf” olduğunu söylemiştir. Hadisin bir bölümünü zikrettikten sonra şöyle demiştir: “Bunda Abdurrahman ibnu Zeyd ibnu elsem teferrüt etmiştir. O da zayıftır.”

Hadisin metninin batıl ve kabul edilmez olduğuna işaret eden görüşlerden bir tanesi de şudur:

Âdem aleyhisselamın Allah Azze ve Celle’nin onunla tövbesini kabul ettiği duası, Allah Azze ve Celle’nin ‘Araf Suresi’ndeki şu buyruğudur:

﴿قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ ﴾

«O ikisi şöyle demişlerdi: "Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz."» (‘Araf: 23)

İşte Âdem ve Havva’nın ettiği dua budur. Bu, sadece Allah Azze ve Celle’ye yapılan bir duadır. Allah’ın isim ve sıfatları ile tevessülde bulunmuş, içinde bulundukları hallerini zikrederek tevessülde bulunmuştur.
Bu kelimeler, Âdem’in Rabbinden aldığı sözler olup, onları söylemiş ve Allah da onun tövbesini kabul etmiştir. Allah Azze ve Celle’nin buyurduğu gibi:

﴿ فَتَلَقَّى آَدَمُ مِنْ رَبِّهِ كَلِمَاتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ ﴾

«Bundan sonradır ki, Âdem Rabbından bazı sözler alıp (O’na yalvarmıştı da), O da onun tövbesini kabul etmişti. Zaten tövbeleri kabul ederek bağışlayan yalnız O’dur.» (Bakara: 37)

İkinci olarak:

﴿ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَابْتَغُوا إِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴾

«Ey iman edenler! Allah’tan korkun; Sizi O’na yaklaştıracak vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.» (Maide: 35) Bu âyette gelen “el-vesile” lafzı, Allah Azze ve Celle’ye ulaştıran yol, demektir. Allah Azze ve Celle’nin sevdiği ve razı olduğu yoldan başka Allah’a ulaştıran başka bir yol yoktur. Bu da ancak O’na itaat etmek ve günahtan kaçınmakla mümkün olur.

İbnu Kesir -Allah ona rahmet etsin- şöyle dedi:

“Allah Azze ve Celle mümin kullarına takvayı emrediyor. O ise, O’nun taati ile bir araya gelince ondan kasıt haramlarından uzak durmak ve yasaklarını terk etmektir. Allah Azze ve Celle ondan sonra: «Sizi O’na yaklaştıracak vesile arayın» buyurmuştur. Sufyan es-Sevri, Talha’dan, O da ‘Atâ’dan bildirdiğine göre İbnu Abbâs şöyle dedi: “Yani buradaki tevessül, yakınlaşmak manasına gelir.” Mucahid, Ebu Vâil, Hasan Basri, Katâde, Abdullah ibnu Kesir, Suddî, İbnu Zeyd ve başka biri bunu söylemiştir. Katâde şöyle dedi: “Yani Allah Azze ve Celle’ye itaat ederek ve razı oldukları ile amel ederek yakınlaşın.” İbnu Zeyd de şöyle dedi: “Onlar, Allah’a dua edip kendilerini Rablerine yaklaştıracak vesile ararlar.” İmamların söyledikleri işte budur ve bunda tefsirciler arasında görüş ayrılığı yoktur.

“Vesâil” ve “vesile” kendisi ile maksuda ulaşmaktır. (İbnu Kesir’in sözleri burada bitti.)

[İbnu Kesir Tefsiri: 2/53,54]

Şankiti -Allah ona rahmet etsin- şöyle dedi:

“Şunu çok iyi bil ki, âlimlerin çoğunluğu buradaki vesileden muradın Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin getirdikleri doğrultusunda Allah Azze ve Celle’ye ihlas ile, O’nun emirlerini yerine getirmek ve yasakladıklarından kaçınmak suretiyle Allah Azze ve Celle’ye yakınlaşmaktır. Çünkü bu yol, Allah’ı razı etmedeki ve katındaki dünya ve âhiret hayrını elde etmedeki tek yoldur.

Vesilenin aslı ise, bir şeye yaklaşılan yoldur. Ona ulaşmanın tek yolu da âlimlerin ortak görüşüne yani icmasına göre Allah’ın sevdiği ve razı olduğu salih ameldir. Çünkü Rasûlü sallallahu aleyhi ve selleme uymaktan başka Allah’a bir vesile yoktur.
Vesile’den muradın bu olduğuna dair açıklayıcı birçok âyet vardır. Allah Azze ve Celle şöyle buyurdu:

﴿ وَمَآ ءَاتَـٰكُمُ ٱلرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَـٰكُمْ عَنْهُ فَٱنتَهُواْ﴾

«Rasûl size neyi vermiş ise onu alın, sizi neyden de sakındırmış ise ondan uzak durun.» (Haşr: 59/57)

﴿قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِى﴾

«(Ey Muhammed!) De ki: Şayet Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun.» (Âli İmrân: 3/31)

﴿قُلْ أَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُواْ ٱلرَّسُولَ﴾

«(Ey Muhammed!) De ki: Allah’a itaat edin, Rasûlüne itaat edin.» (Nur: 24/54)

Bunlar gibi daha birçok âyet vardır.

İbnu Abbas’tan -Allah ondan ve babasından razı olsun- rivayet edildiğine göre, O, vesileden muradın, ihtiyaç olduğunu söylemiştir.
İbnu Abbas’tan rivayet edilen bu sözün manası: «Siz O’na yaklaştıracak vesile arayın» Yani, hacetinizi, ihtiyacınızı Allah’tan isteyin, demektir.
Çünkü yalnızca Allah Azze ve Celle tek başına onu vermeye güç ve kuvvet sahibidir. Bu manayı açıklayan âyetlerden birisi de Allah Azze ve Celle’nin şu buyruğudur:

﴿إِنَّ ٱلَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لاَ يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقاً فَٱبْتَغُواْ عِندَ ٱللَّهِ ٱلرِّزْقَ وَٱعْبُدُوهُ﴾

«Allah’ı bırakıp da sizin ibadet ettikleriniz, size hiçbir rızık vermeye muktedir değillerdir. Siz, rızkı Allah katında arayın; O’na ibadet edin.» (Ankebût: 29/17)

﴿وَٱسْأَلُواْ ٱللَّهَ مِن فَضْلِهِ﴾

«Allah’tan, O’nun lûtfunu isteyin.» (Nisa: 4/32)

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmuştur:

( إذا سألتَ فاسأل الله )

"Bir şey istediğin zaman yalnızca Allah’tan iste."

Sonra Şankîtî -Allah ona rahmet etsin- şöyle dedi:

“Gerçek şudur ki, vesilenin manası âlimlerin çoğunluğunun dediği gibi, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin getirdikleri doğrultusunda ibadette ihlâs ile Allah Azze ve Celle’ye yaklaşmaktır. İbnu Abbas’ın tefsiri de buna dahildir.

Çünkü Allah’a dua etmek, ihtiyaçların giderilmesi için Allah’a yalvarmak, Allah’ın rahmet ve rızasını kazanmadaki vesiledir ki, bu, ibadet çeşitlerinin en yücesidir.

Bununla şu gerçeği öğrenmiş oluyorsun ki, tasavvuf iddiasında bulunan cahillere tabi olan inançsız kişilerin birçoğu, âyette vesileden kastedilenin “şeyh” olduğunu ve onun kendileri ile Rableri arasında bir vesile olduğunu iddia etmişlerdir. Hiç şüphesiz o, cehalette ve körlükte kaybolmuş ve apaçık bir sapıklığa dalmıştır. Bu Allah Azze ve Celle’nin Kitabı ile oynamaktır. Yine bu, kâfirlerin küfrünün usulleri gereğince Allah’tan gayrisini vasıtalar edinmektir. Tıpkı Allah Azze ve Celle’nin şu Âyeti Kerime’sinde bunu açıkça beyan buyurduğu gibi:

﴿مَا نَعْبُدُهُمْ إِلاَّ لِيُقَرِّبُونَآ إِلَى ٱللَّهِ زُلْفَىۤ ﴾

«“Biz onlara, ancak bizi Allah’a daha çok yaklaştırmaları için ibadet ediyoruz.”» (Zumer: 39/3)

﴿وَيَقُولُونَ هَـٰؤُلاۤءِ شُفَعَـٰؤُنَا عِندَ ٱللَّهِ قُلْ أَتُنَبِّئُونَ ٱللَّهَ بِمَا لاَ يَعْلَمُ فِى ٱلسَّمَـوَتِ وَلاَ في ٱلأرْضِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴾

«(O müşrikler), Allah'ı bırakarak, kendilerine zararı da faydası da dokunmayan şeylere ibadet ederler ve "bunlar, Allah katında bizim şefâatçilerimizdir" derler. (Ey Muhammed! Onlara) de ki: "Siz, göklerde ve yerde olup da Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz? Allah, onların şirk koştukları şeylerden münezzehtir ve çok yücedir."» (Yunus: 10/18)

Dini yaşamakla mükellef olan herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekir ki, Allah’ın rızasına, Cennetine ve rahmetine ulaştıran yol, Rasûlü sallallahu aleyhi ve selleme uymaktır. Her kim bu yoldan çıkarsa, muhakkak o, kötü bir yola sapmıştır.

﴿لَّيْسَ بِأَمَـٰنِيِّكُمْ وَلاۤ أَمَانِىِّ أَهْلِ ٱلْكِتَابِ مَن يَعْمَلْ سُوۤءًا يُجْزَ بِهِ﴾

« (Ancak bu cennete giriş) ne sizin boş hayallerinizle ve ne de kitap ehlinin boş hayalleriyle olur. Her kim bir kötülük işlerse, o yüzden cezalandırılır.» (Nisa: 4/123)

Burada açıklamasını yaptığımız “vesile” Allah’ın şu âyetindeki manası da budur:

﴿أُولَـٰئِكَ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ إِلَىٰ رَبِّهِمُ ٱلْوَسِيلَةَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ﴾

« Oysa onların (ilâh olarak) çağırdıklarından Allah'a en yakın olanı bile tâat ile Rablarına daha yakın olmak için vesile ararlar.» (İsra: 17/57)

Yine vesileden murad, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin bize kendisine verilmesi için Allah’a dua etmemizi emrettiği cennetteki makam değildir. Biz Allah’a, Nebisi sallallahu aleyhi ve selleme o makamı vermesini umarız. Çünkü o sadece bir kul içindir ki, o kimsenin Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem olması temenni edilir.” (Şeyh Şankîtî’nin muhtasar olarak alıntı yapılan sözleri burada bitti.)

[Edvâul-Beyân: 2/86-88]

Allah Azze ve Celle en iyi bilendir.



http://islamqa.com/tr/ adresinden alınmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: Geri: Adem (as) Resulullah (sav) İle Tevessülde Bulunmadı Ptsi 29 Ağus. 2011, 17:22

Hakim’in el-Müstedrek’te Beyhaki’nin ed-Delail’de Acurri’nin eş-Şeria’da ve Taberani’nin es-Sağır ve el-Evsat’ta rivayet ettiklerine göre Ömer (r.a) şöyle anlatmaktadır: Rasülullah (s.a.v) buyurdu ki: “Âdem aleyhisselam hatayı işlediğinde; “Ya Rabbi! Muhammed hakkı için senden beni bağışlamanı istiyorum” dedi. Allah Teala; “Ey Âdem! Henüz yaratmadığım halde Muhammed’i sen nasıl tanıdın?” diye sordu. Âdem; “Ya Rabb! Sen beni elinle yaratıp bana ruhundan üflediğinde başımı kaldırdım. Arşın sütunları üzerinde “Lailahe illallah Muhammed rasulullah” cümlesinin yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki sen, ismine ancak mahlûkatın en sevimlisini izafe edersin” dedi. Bunun üzerine Allah; “Doğru söyledin ey Âdem! Hakikaten o bana mahlûkatın en sevgili olanıdır. Onun hakkı için bana dua et. Ben de seni bağışladım. Şayet Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım.” Buyurdu.(1)(Uydurmadır)

Aynı rivayeti İbnu Ebi’d-Dünya el-İşraf fi Menazili’l Eşraf’ta (no,24)’de İbn Mes’ud (r.a)’den nakletmektedir uydurmadır.

Hadisin senedi Ebu’l-Haris Abdullah b.Müslim üzerinde dönüp dolaşmaktadır.O.da İsmail b.Mesleme Abdurrahman b.Zeyd b.Eslem babası Zeyd b.Eslem Ömer (r.a) yoluyla rivayet etmektedir.Ebu’l-Haris sakıtu’r-rivaye’dir.

Bu Ravi hakkında Hafız Zehebi şu görüşleri dile getirmektedir İsmail b.Mesleme b.Ka’neb Abdurrahman b.Zeyd b.Eslem kanalıyla batıl bir haber rivayet etmektedir.Bu rivayette Ey Adem Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım ifadesi geçmektedir.(Mizanu’l-İ-tidal (2/504) No:4604) İbn Hacer Lisanu’l-Mizan (3/359-360 No:1451)

Hafız İbn Hacer Zehebi’nin bu sözlerini naklettikten sonra şunları kaydeder.Bu ravinin Abdullah b.Müslim b.Ruşeyd olması uzak bir ihtimal olarak görmüyorum Çünkü o onun tabakasındandır Abdullah b.Müslim b.Ruşeyd uydurmacılıkla itham edilmiştir.Bu görüşü İbn Hibban zikretmiştir.(Lisanu’l-Mizan (3/359-360 No:1451)

Ayrıca hadisin senedinde zayıflığıyla bilinen Abdurrahman b.Zeyd b.Eslem’de yer almaktadır Ahmed bu ravinin zayıf olduğunu söylerken İbn Main leyse hadisihu bi şey ifadesini kullanır Ali b.Medini de raviyi oldukça zayıf saymaktadır Ebu Davud şunları söylemektedir Zeyd b.Eslem’in bütün çoçukları zayıftır Bunların en iyi örneği de Abdullah’tır İbn Hacer’in et-Tehzib’de nakletmiş olduğu gibi başka alimler’de bu raviyi zayıf saymışlardır Hadis uydurma olmaması durumunda dahi son derece vahidir.İbnu Ebid Dünya’nın İbn Mes’ud (r.a)’ten naklettiği rivayetin isnadı ise muzlimdir Çünkü ravileri meçhul ve mübhemdirler Muhamed.b el-Muğire el-Mazini babası küfelilerden bir adam Abdurrahman b Abdirrabbih el-Mazini Medinelilerden ihtiyar bir adam İbn Mes’ud (r.a) kanalıyla rivayet edilmiştir.

Hadis Allah’ın Adem (a.s)’a hitaben Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım tarzındaki sözünü içermesi dolayısıyla metin bakımından da münkerdir (mükerü’l-metn) Bu ifade Allah’ı Teala’nın Kur’an da insanları kendisine ibadet için yarattığını beyan eden Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım (Zariyat 51/56) ayet-i kerimesi ile çelişmektedir.Bu rivayetib yalan olduğunu açıklayan bir diğer husus da şu ayettir:

Derken Adem Rabbinden bir takım kelimeler (sözler) aldı O da onun tevbesini kabul etti Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır (Bakara 2/37) Allah-u Teala ayette Adem (a.s)’ın kendisinden aldığı kelimelerle tevbesini kabul buyurduğunu bildirmektedir Bu kelimelerin neler olduğu da bir diğer ayette şöyle ifade edilmektedir (Adem ile eşi) dediler ki Ey Rabbimiz Biz kendimize zulmettik Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka hüsrana uğruyanlardan oluruz (A’raf 7/23) Allah-u Teala bu kelimlerin akabinde cennetten inmeyi kendilerine emrettiğini bildirmektedir Bu kelimelerin ardından da tevbelerini kabul buyurduğunu haber vermektedir Allah’u Teala’nın cennetten inme emri kendisinden ilham aldıkları Ey Rabbimiz Biz kendimize zulmettik sözlerinin akabinde gerçekleşmiştir.Bu sözlerin ayette ifade edilen sözlerden farklı olduğunu söyleyen kimsenin Kur’an’ın zahirine karşı elinde hiçbir delil bulunmamaktadır.Sonuş olarak bu rivayet uydurmadır.(İbn Kesir Telhisu’l-İstiğase fi’r-Reddi ale’l-Bekri (s.11/12) Taberi Tefsiru’t-Taberi (1/280-283) (5/453-454)

(1)-Hakim(1/672) Tarihut Taberi(1/160) Taberani Evsat(6/313, no;6502) Taberani Sağir(2/182 no;684) Beyhaki Delail(5/488) Kastalani Mevahib(1/28) Suyuti Hasais(1/21) İbni Cevzi Vefa(no;4) Zürkani Şerhul Mevahib(1/62) Mecmauz Zevaid(8/253) Hafaci Nesimur Rıyaz(3/444) Suyuti Dürrü Mensur(1/142) İbni Kesir Bidaye(1/81,2/322) Kadı Iyaz Şifa(s.174) Suyuti Menahilus Safa(s.30) Aliyyul Kari Şerhu Şifa(2/51) Sebilu Hedyir Reşad(1/103) Kevseri Muhikkut Tekavvul(s.14) Acurri Şeriat(no; 906,913) Nebhani Huccetullah(1/314) Cem’ül Fevaid(8373) İbni Allan es-Sıddıki Futuhatur Rabbaniye(5/36) Suyuti el Havi(işareten;2/174) Alusi Neşrul Mehasin(s.109) Tusi Tıbyan(1/169) İbni Asakir(7/437) İbni Kesir Şemail(s.574) Sübki Şifaus Sekam(s.120) Muğnil Muhtac(1/512) Mahmud Said Memduh Raf’ul Minara(s.249)

www.darulkitap.com/forum adresinden alınmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Adem (as) Resulullah (sav) İle Tevessülde Bulunmadı

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun... :: DİNİ KONULAR :: Akaid -