Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun...

İSLAMİ BİLGİ PAYLAŞIM SİTESİ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Rahmet Forum Son Konular
Konu Yazan GöndermeTarihi
star
starPaz 28 Ekim 2012, 12:04
star
starÇarş. 14 Eyl. 2011, 21:58
star
starSalı 13 Eyl. 2011, 18:41
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:48
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:15
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:02
star
starPtsi 05 Eyl. 2011, 22:51
star
starPaz 04 Eyl. 2011, 13:51
star
starCuma 02 Eyl. 2011, 16:06
star
starCuma 02 Eyl. 2011, 15:45
Similar topics

YAPILAN DUALARA İCABET NEDEN GECİKİYOR?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: YAPILAN DUALARA İCABET NEDEN GECİKİYOR? Paz 31 Ocak 2010, 00:21

Burada kardeşlerimi önemli bir durum için uyarmam gerekiyor. Sizden biri Rabbine dua ettiğinde ve O’ndan bir şey istediğinde; dua konusunda gayretli olur ve hatta duaya düşkün olur, ancak dünyada duasına icabet bulamayabilir. Böyle bir durumda duayı bırakmak ve ümitsizliğe düşmek, Rasulullah’ın (SAV) yasaklamış olduğu şeyin ta kendisidir.
Rasulullah (SAV) şöyle buyurur: “Sizden biriniz acele edip, “Rabbime dua ettim, kabul etmedi” demedikçe, duası kabul edilir.”1
Müslim’in rivayetinde ise şöyle geçer: “Denildi ki: “Ey Allah’ın Rasulü! Acele nedir?” Rasulullah (SAV) şöyle buyurdu: “Kişi dua eder ve sonra da der ki: “Dua ettim, bana icabet olunduğunu görmedim.”
Kişi duasına icabetin gecikmesi halinde şüphesiz üzülür. Ancak bu gecikmenin nedenleri olduğunu bilmelidir. Şüphesiz Allah’ın icabeti geciktirmede bir hikmeti vardır… Bu nedenler ve hikmetlerin bazıları şunlardır:
1- Bazen icabetin gecikmesinin nedeni; senin dua ettiğinde gereken şartları yerine getirmemen olabilir.
Dua ederken, kalbinin de diline refakat etmemesi, huşunun bulunmaması, dua esnasında itaat ve Allahu Teala’ya sığınma içerisinde olmaman ya da duanın müstecab olduğu vakitleri değerlendirememen de bu nedenlerden olabilir. Duanın daha birçok önemli şart ve kuralları vardır.
2- Bazen duanın kabul edilmemesine sebep olan afet; tevbe etmediğin, tevbede samimi olmadığın bir günah, yediğin bir haram veya kabul edilmeyecek bir haksızlık olabilir.
Böyle bir durumda bütün şartlarıyla samimi bir tevbede bulunman ve ilk olarak kulların hakkını iade etmen gerekir. Bunlar, duaya icabetin olmamasındaki en önemli nedenlerdir.
Hadiste şöyle geçer: “Ey Sa’d! Duanın kabul olması için yediklerini temizle!” Sahih bir
hadiste de şöyle buyurulur: “...Sonra toz toprak içinde kalan ve elini semaya kaldırıp: “Ey Rabbim, Ey Rabbim!” diye dua eden bir yolcuyu zikredip, dedi ki: “Bu yolcunun yediği haram, içtiği haram ve giydiği haramdır. Peki böyle bir kimsenin duasına nasıl
icabet edilir!”2 Senin icabet yollarını günah pisliklerinden temizlemen gerekir…
3- Allahu Teala’nın sevabını ahirette vermek üzere ertelemesi ya da bir kötülüğü yapmış olduğun duanın değeriyle senden uzaklaştırması da olabilir.
Ubade bin es-Samit’ten (RA) rivayet edildiğine göre, Rasulullah (SAV) şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünde, günah olan bir istekte bulunmadığı veya sıla-i rahmi kesmediği sürece Allah’tan bir talepte bulunan hiçbir Müslüman yoktur ki Allahu Teala ona dilediğini vermek veya istediği şeyin değerinde olan bir günahı affetmek suretiyle icabet etmesin.”3
Hakim’e ait rivayette şu ilave vardır: “Ya da onun için onun değerinde bu sevabı saklar.”
Ey Müslüman kardeşim, belki de bu senin için daha hayırlıdır. Çünkü duanın senin için ahirete ayrılması, kıyamet günü dereceni yükseltecek ve mertebeni yüceltecektir. O gün bundan çok büyük bir mutluluk duyacak, bütün dualarının ödülünün ve sevabının
senin için ahirete ayrılmış olmasını ümit edeceksin.
4- İcabetin geciktirilmesinde, Allahu Teala’nın kulunun imanını deneyeceği ve onunla kendisini arıtacağı yeni bir imtihan vardır.
Çünkü O, icabeti geciktirdiğinde, şeytan kula yaklaşır ve ona: “Cömertlik geniş, cimrilik eksiktir. İcabetin geciktirilmesindeki fayda nedir?” diye vesvese verir. Mü’min kulun bu vesveselere karşı koyması ve bütün vasıtalarla bunları nefsinden atması gerekir. Ayrıca bilmelidir ki, Allahu Teala’nın icabeti geçiktirmesinde; kendisi ve bizim düşmanımız olan İblis ile savaşmayla imtihan etmesi dışında başka bir sır da olabilir. Bu konuda Allahu Teala’nın hikmeti yeterlidir…
5- İcabetin geciktirilmesindeki hikmetlerden biri de; Müslümana, kendisinin Allahu Teala’ya ait bir kul olduğu gerçeğini öğretmektir.
Allahu Teala, mülk sahibidir. Mülk sahibinin, sahip olduğu kimseye yasaklama ya da verme hakkı bulunmaktadır. Eğer fadlından bize verirse, bu O’nun bizim üzerimizdeki
nimetidir. Eğer vermezse, bu O’nun adaletinden ve bizim üzerimizdeki hüccetindendir… Ta ki, Allahu Teala sana karşılığını vermediğinde; kendisine öfkelenebileceğin bir işçi olmadığını anla ve Hudeybiye Barışı sonrasında (SAV) söylediği şu sözü düşün: “Şüphesiz ben Allah’ın elçisiyim. Allahu Teala beni asla ihmal etmeyecektir.”4
Duaya karşılık geciktiğinde; iman saflaşır, mü’minler ile diğerlerini ayıran şey gerçekten ortaya çıkar. Duaya karşılık geciktiğinde, mü’minin kalbi değişmez; aksine Allahu Teala’ya karşı kulluğunu arttırır.
Müslümanın, sevgili oğlu Yusuf’u kaybettiğinde Ya’kub’un Aleyhisselam uzun süre dua ettiğini, ancak icabetin oldukça geciktiğini hatırlaması gerekir. Hatta Ya’kub’un kırk yıl
boyunca dua ettiği söylenir. Ancak onun imtihanı sadece Yusuf’unu kaybetmek ile
kalmadı. Aksine imtihanın şiddeti artarak, oğlu Bünyamin’i de kendisinden alındı. Üzüntüden dolayı gözleri beyazlaştı. Ancak bununla birlikte O, sevincin yakınlığını hissediyordu. “Belki Allah hepsini birden bana getirecektir, çünkü O bilendir, hakimdir”
dedi.”5
Bunlardan sonra Allahu Teala’dan iyi son geldi. Allahu Teala ona hem gözlerini, hem Yusuf’u ve hem de Bünyamin’i aynı anda bağışladı.
6- Belki de duanın karşılık bulamaması; senin Allah’ın kapısındaki duruşundan, O’na yalvarma ve O’na sığınmaya devam etmemenden kaynaklanmaktadır.
Belki de Allah sana dilediğini verirse; bu seni Rabbinden ve Mevla’ndan alıkoyacak,
ibadetin özü olan duayı bırakmana sebep olacaktır… Birçoğumuzun durumu böyle değil midir? Şayet bu belalar ve afetler olmasa, bazılarımızı sığınma kapısında neredeyse göremeyeceğiz. Bu nedenle İbnu’l-Cevzi’nin de dediği gibi; bela seni Allahu Teala ile
ilgilenmeye teşvik etmektedir. O’nun karşısında yaptıklarında senin için hayır vardır.
7- Bazen duanın kabul edilmesi halinde; senin için dininde günah kazanma, zarar ve fitne olabilir.
Bazen de dua ederek Rabbinden istediğin şeyin, zahiri hayr, ancak hakikati senin için
şer olabilir. Seleften bazılarından rivayet edildiğine göre; birisi Allahu Teala’dan savaşı istiyordu. Bunun üzerine kendisine şöyle denildi: “Savaşırsan, esir düşebilirsin; esir düşersen, hıristiyanlaşırsın.”
Kardeşin, Kur’an ve Sünnette geçen duaları aklından çıkarmaması gerekir… Allahu Teala şöyle buyurur: “İnsan, hayrın gelmesine dua ettiği gibi, kötülüğün gelmesine de dua eder. İnsan pek acelecidir.”6
8- Her duanın bir kaderi ve değeri vardır.
Bugün AllahuTeala’nın vermesi için dua etmen, sonra bunun yarın olmasını beklemen mantıklı değildir… Şüphesiz duanın ve önemli olayın bir kaderi, değeri, şartları ve sonuçları, çok çalışmanın ve büyük bir çabanın bağlı olduğu
bölümleri ve Allahu Teala’nın nesilleri terbiyesi vardır. Yeryüzünde Allahu Teala’nın onlara başarı, hidayet ve doğruluk vermesi mümkündür. Bizden birinin bugün, birkaç gün sonra gerçekleşmesini bekleyerek dua yapması düşünülemez!...
Bazı müfessirler, Musa’nın Aleyhisselam; “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler diye mi (verdin)?”7 duası ile,
bu duaya icabet olarak gelen; “İkinizin de duası kabul olunmuştur”8 karşılığının arasında tam kırk yıl olduğunu söylemektedirler.
Bu olayı düşündüğümüzde, dua edenin Musa Aleyhisselam olduğunu, onun Ulu’l-Azm peygamberlerden olduğunu, yüce bir Nebi olan Harun’un Aleyhisselam onun duasına amin dediğini, her ikisinin de dua şartları ve adabını yerine getirdiğini, kendilerine
beddua edilenlerin Firavun ve taraftarları olduğunu ve yeryüzünde onlardan daha zalim, fasık ve kafir kimsenin bulunmadığını,buna rağmen duaya icabetin geciktiğini görmekteyiz!... Bu, bizzat onların duasının kaderi ve değeridir. Bu, düşünen ve
akleden kimseler için, gerçekten önemli bir noktadır…
1-Buhari (11/140), Müslim (17/51-52), Ebu Davud (1484), Tirmizi (3387), İbni Mace (3853) ve Ahmed (2/487) Ebu Hureyre’den Radıyallahu Anhu rivayet etmişlerdir.
2-Müslim (7/100), Tirmizi (2989) ve İmam Ahmed (2/328) Ebu Hureyre’den Radıyallahu Anhu rivayet etmişlerdir.
3-Tirmizi (3573) rivayet etmiş ve Ubade bin es-Samit’ten Radıyallahu Anhu rivayet edilen bu hadisi sahih saymıştır. Ahmed (3/18) ve Hakim, Müstedrek’te (1/493) Ebu Said el-Hudri’den Radıyallahu Anhu rivayet ederler. Hakim der ki: Hadisin isnadı sahihtir, ancak Şeyhayn hadisi tahric etmemiştir. Zehebi de bunu onaylamaktadır.
4-Buhari (6/281), Müslim (12/140) ve Ahmed Müsned’de (3/486) Sehl bin Hanif’ten Radıyallahu Anhu rivayet etmişlerdir.
5-12 Yusuf/83
6-17 İsra/11
7-10 Yunus/88
8-10 Yunus/89
Muhammed Emin el-Mısri, izzetli ve Korkusuzca Yaşamak, Polen Yayınları, shf.100 vd.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

YAPILAN DUALARA İCABET NEDEN GECİKİYOR?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun... :: DİNİ KONULAR :: Fıkıh :: Salih Ameller -