Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun...

İSLAMİ BİLGİ PAYLAŞIM SİTESİ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Rahmet Forum Son Konular
Konu Yazan GöndermeTarihi
star
starPaz 28 Ekim 2012, 12:04
star
starÇarş. 14 Eyl. 2011, 21:58
star
starSalı 13 Eyl. 2011, 18:41
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:48
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:15
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:02
star
starPtsi 05 Eyl. 2011, 22:51
star
starPaz 04 Eyl. 2011, 13:51
star
starCuma 02 Eyl. 2011, 16:06
star
starCuma 02 Eyl. 2011, 15:45

Selefin Taklidden Sakınması

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: Selefin Taklidden Sakınması Salı 01 Ara. 2009, 21:16

Müctehid âlimlere bağlı olanlar ("(Onların) çoğu önceki ümmetlerden, birazı da sonrakilerdendir."1), bağlı oldukları âlimlerin görüşlerinin hepsini almamışlardır. Aksine onların pek çok görüşünü, sünnete aykırı olduğu anlaşılınca terk etmişlerdir. Hatta Allah her ikisine de rahmet etsin, İmam Muhammed b. Hasan ve İmam Ebû Yusuf, "Hanefi mezhebinin üçte biri kadar konuda" hocaları Ebû Hanife'ye ters düşmüşlerdir.(2)

Fıkhın ayrıntı meselelerini konu edinen kitaplar, bu durumu açıkça ortaya koyan belgelerdir. İmam Şafiî'nin yolunu izleyen Müzenî (3) ve başkaları için de benzer sözler söylenmektedir. Bunların örneklerini aktarmak, sözü uzatacağı gibi bizi anlatımı kısa tutma hedefimizden de saptırır. Bu nedenle sadece iki örnek vermekle yetineceğiz :

1- İmam Muhammed "el-Muvatta" adlı kitabında şöyle der (s.158) :(4) "Ebû Hanife'ye gelince, Allah ona rahmet etsin; ona göre, yağmur duasında namaz yoktur. Bize göre ise; imam cemaate iki rekât namaz kıldırır, dua eder ve cübbesini ters giyer."

2- İmam Muhammed'in arkadaşlarından (5) ve İmam Ebû Yusuf'un öğrencilerinden İsam b. Yusuf el-Belhî. (6) "O da çoğunlukla Ebû Hanife'nin görüşlerinin tersine fetva veriyordu, çünkü onun delilini bilmiyordu. Başkasının delilini görüyor ve o delil gereğince fetva veriyordu." (7) Bu sebeple "rükûya giderken ve rükûdan doğrulurken ellerini kaldırıyordu." (8)

Nitekim Allah Rasûlü'nden (s.a.v.) gelen mütevatir sünnette de durum budur. Bu yüzden üç imamın bu sünnete muhalif görüş bildirmiş olmaları, onu bu sünnetle amel etmekten alıkoymamıştır. Yukarıda geçtiği üzere, dört mezhep imamının ve başka âlimlerin de tanıklıklarıyla, her bir müslümanın yapması gereken de işte budur.

Özetleyecek olursak; mezhep müntesiplerinden hiç kimsenin bu kitabın metodunu kötüleme ve mezhebe muhalif olduğu iddiasıyla içindeki sünnetlerden istifadeyi terk etme yönünde bir girişimde bulunmayacağını umarım. Bilakis müctehid imamların, sünnetle amel etmenin vacip olduğuna ve sünnete muhalif görüşlerinin terk edilmesine dair yukarıda geçen sözlerini hatırına getirmesini dilerim. Şunu bilsin ki, bu metodu kötülemek, hangisi olursa olsun, taklit ettiği imamı kötülemesi demektir. Zira biz yukarıda da açıkladığımız üzere bu metodu onlardan aldık. Kim, bu yolda onların yol göstericiliğinden yüz çevirirse, o büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Çünkü bu tavır beraberinde, sünnetten yüz çevirmeyi getirir. Halbuki bize, anlaşmazlık durumunda sünnete başvurmamız ve onun hükmüne teslim olmamız emredilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur : "Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükmü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar." (9)

Allah'tan, bizleri, haklarında şöyle buyurduğu kullarından yapmasını niyaz ederim : "Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Rasûlü'‎ne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir. Her kim Allah'a ve Rasûlü‎'ne itaat eder, Allah'a saygı duyar ve O'ndan sakınırsa, işte asıl bunlar mutluluğa erenlerdir."(10)

Dımaşk, 13 Cemâziyelâhir 1370


1-Vakıa, 13-14.

2-İbn Âbidîn, “el-Hâşiye” (1/62). Bunu, Leknevî “en-Nâfiu’l-kebîr” adlı eserinde Gazalî’ye atfetmektedir (s.93).

3-İmam Şâfiî’nin “el-Ümm” adlı kitabının kenarında basılan “Muhtasar”ının baş tarafında Müzenî şöyle diyor: “Ben bu kitabı, Muhammed b. İdris eş-Şafiî’nin ilminden ve onun sözlerinin anlamlarından özetledim. İmam Şâfiî’nin, din konusunda ihtiyatlı olunsun diye kendisinin ve başkalarının taklit edilmesini yasakladığını haber vermenin yanı sıra onun görüşlerini öğrenmek isteyenlerin bunlara kolaylıkla ulaşmasını sağlamak için bu özeti yaptım.”

4-Bu eserinde, İmam Muhammed, kendi mezhep imamına yirmi meselede muhalefet ettiğini açık bir şekilde söylemektedir. Bu meseleler söz konusu kitapta şu sayfalarda geçmektedir: 42, 44, 103, 120, 158, 169, 172, 173, 228, 230, 240, 244, 274, 275, 284, 314, 331, 338, 355, 356. Bu açıklama, “et-Talîk’ul-mümecced alâ Muvattai Muhammed” adlı kitaptan alınmıştır.

5-İbn Abidin, “el-Hâşiye” (1/74)’de ve “Resmül-müftî” (1/17)’de onu, fetvalarında Ebû Hanife’ye aykırı görüş bildirenlerin arasında anar. el-Kureşi de “el-Cevâhir’ul-mudiyye fî tabakâti’l-hanefiyye” adlı kitabında onun hakkında şöyle der: “Hadis ehliydi ve hadiste sağlamdı. O ve kardeşi İbrahim, kendi dönemlerinde Belh’in âlimleriydiler.” (s. 347).

6-“el-Fevâid’ül-behiyye fî terâcimi’l-hanefiyye” (s.116).

7-“el-Bahru’r-râik” (6/93), “Resmü’l-müftî” (1/28).

8-“el-Fevâid” (s. 116). “el-Fevâid” yazarı rivâyetten sonra çok güzel bir not ekliyor ve diyor ki: “Derim ki: Bununla, Mekhul’ün Ebû Hanife’den naklettiği: “Namazda ellerini kaldıranın namazı bozulur.” rivâyetinin bâtıl olduğu anlaşılmaktadır. Biraz önce biyografisinde de geçtiği üzere Emir Kâtib el-Etkânî bu rivâyete aldanmıştır. Çünkü İsam b. Yusuf, Ebû Yusuf’un öğrencilerindendi ve o, namazda ellerini kaldırırdı. Eğer geçen bu rivâyetin bir aslı olsaydı, Ebû Yusuf ve İsam bunu kesinlikle bilirlerdi.” “el-Fevâid” yazarı sözlerine şöyle devam ediyor: “Ayrıca bundan, Hanefî mezhebindeki birinin meselelerden birinde, karşıt delil daha güçlü olduğu için mezhep imamının görüşünü bıraksa, taklit kementinden kurtulmuş olmaz; bilakis bu, taklidi terk etme biçiminde gözüken, gerçekte taklidin kendisidir. Görmüyor musun, İsam b. Yusuf, namazda “ellerin kaldırılmaması” hususunda Ebû Hanife’nin mezhebini terk etmiş olmasına rağmen Hanefî kabul edilmektedir.” “el-Fevâid” yazarı sözlerine devam ederek diyor ki: “Zamanımızın cahillerini Allah’a şikayet ediyorum. Çünkü onlar, bir tek meselede dahi olsa, daha güçlü bir delil sebebiyle kendi mezhep imamını taklit etmemiş olan kimseyi kötülüyorlar ve onu o imamın taklitçilerinden kabul etmiyorlar!! Sıradan insanlar (avam) olmaları sebebiyle bunların bu tutumlarına şaşmamak gerek. Bilakis âlimlere benzemeye çalışıp, onların ardı sıra hayvanlar gibi gidenlere şaşmak gerek!”

9-Nisa, 65.

10-Nur, 51-52.

www.selefisalihin.free.fr/ adresinden alınmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Selefin Taklidden Sakınması

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun... :: DİNİ KONULAR :: Fıkıh :: Taklid -