Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun...

İSLAMİ BİLGİ PAYLAŞIM SİTESİ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Rahmet Forum Son Konular
Konu Yazan GöndermeTarihi
star
starPaz 28 Ekim 2012, 12:04
star
starÇarş. 14 Eyl. 2011, 21:58
star
starSalı 13 Eyl. 2011, 18:41
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:48
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:15
star
starSalı 06 Eyl. 2011, 19:02
star
starPtsi 05 Eyl. 2011, 22:51
star
starPaz 04 Eyl. 2011, 13:51
star
starCuma 02 Eyl. 2011, 16:06
star
starCuma 02 Eyl. 2011, 15:45

Bir Kişi Ya Da Bir Ekolü Taklidi Yasaklayan Bazı Hadisler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
e-mir
Admin
Admin
avatar
Yaş :
Kayıt tarihi : 02/02/09
Mesaj Sayısı : 1596
Nerden :
http://www.rahmet.yetkin-forum.com
MesajKonu: Bir Kişi Ya Da Bir Ekolü Taklidi Yasaklayan Bazı Hadisler Çarş. 03 Ağus. 2011, 16:11

Mezheb imamlarını savunmak amacıyla yazılmış ve fakat insanları delilini bilmeseler bile kendi mezheb hocalarını taklid etmeye de teşvik eden bir kitaptan ve o kitabın kaynak olarak gösterdiği Suyutî ve Darimî'nin kitaplarından bazı hadisler buldum.
Önce kitaptaki hadisleri vereyim
... et-Taberani el-Mucemu'l-Evsat'ında Ali (ra)'den rivayet ettiği bir hadiste Resulullah bu hususa dikkat çekmiştir. Ali, "Ya Rasulallah! Bir meseleyle karşılaştığımızda, bununla ilgili bir emir veya nehiy bulamazsak, ne yapmamızı emredersiniz?" demiş; Resulullah (sav) da "O meselede fakihlere ve abidlere danışın. Bir tek görüşe göre amel etmeyin." cevabını vermiştir. el-Heysemî, Mecmau'z-Zevaid'inde (1/78) bu hadisin ravilerinin rivayetleri sahih, sika kimseler olduğunu söylemiştir. es-Suyutî de Miftahu'l-Cenne s.40'da bu hadisin sahih olduğunu söylemiştir...
Muhammed Avvame, İmamların fıkhi İhtilaflarında Hadislerin Rolü, shf.98, Kayıhan Yayınları

İlerleyen satırlarda kitap ed-Darimî'nin es-Sünen'inindeki bir hadisi de bu hadise destek amacı ile zikretmiş. O hadis de şöyle:
Darimî Mukaddime 17 Kitap Ve Sünnette Olmayan Şey Hakkında Cevap Vermekten Sakınmak
Hadis No: 119 “Bize Muhammed İbnu'l-Mübârek haber verip (dedi ki) bize Yahya b. Hamza rivayet edip (dedi ki) bana Ebû Seleme rivayet etti ki; Peygamber'e -sallallahu aleyhi ve sellem- iler­de ortaya çıkacak, ne Kur'an ve ne de Sünnet'te (hükmü) bu­lunmayan işler (konusunda ne yapılacağı) sorulmuş, o da şöy­le buyurmuş:"
"O konuda müminlerin âbidleri düşünüp (karar verir.)”

Bu hadis mu'daldır. Ebû Seleme (v. 147) etbâu't-Tâbiindendir.

Hadisin Suyutî'nin Miftahu'l-Cenne isimli kitabındaki şahidleri ise şöyle:
Taberani el-Kebir'de ibn Abbas'tan rivayet eder: Ali, "Ya Resuallah! Bize bir durum arız olsa ve bu konuda ayet nazil olmamış, sizden de bir sünnet varid olmamışsa ne yapmamızı buyurursunuz?" diye sordu. Ona şöyle cevap verdi: "Müminlerin abidlerinden bir şura oluşturun. Sadece şahsi görüşlerle karar vermeyin."

Taberanî el-Evsat'ta da sahih sendle Ali (ra)'den rivayet eder:
Resulullah'a dedim ki: "Hakkında bir emir veya nehiy varid olmamış bir mesele bizlere arız olursa ne yapmamızı emredersiniz?" Şöyle cevap verdiler: "Fakihler ve abidlerle istişare edin. Sadece şahsi görüşlerle karar vermeyin."
İmam Suyutî, Miftahu'l-Cenne, shf.157, Umran Yayınları

Görüldüğü üzere Resulullah (sav) hakkında nass varid olmamış bir konu hakkında kişinin şahsi görüşü ile amel etmesini tavsiye etmediği gibi, bir tek kişiye danışarak amel etmesini de tavsiye etmemiştir.
Aksine ilk hadiste bunu yasaklamış, diğer hadislerde de alimlerden bir şura oluşturulup istişare sonucuna göre amel edilmesini tavsiye etmiştir. Nitekim 42-Şura-38. ayette rabbimiz şöyle buyurur: Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazı kılarlar. Onların işleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da harcarlar.

Aşağıdaki olay ashabın Rabbimizin ve Resulullah'ın bu konudaki emir ve tavsiyelerine nasıl sıkı sıkıya bağlı kaldığının bir delilidir.
1793: İbni Abbas (Allah Onlardan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Ömer ibni Hattab (Allah Ondan razı olsun) Şam’a doğru yola çıktı. Serg denilen yere varınca o bölge valisi olan Ebu Ubeyde ibni Cerrah ile bazı askeri komutanlar Ömer’i karşıladılar ve Şam’da bulaşıcı hastalık veba hastalığının başgösterdiğini haber verdiler. İbni Abbas sözüne devam ederek Ömer bana: “İlk muhacirleri çağırmamı emretti, ben de çağırdım. Onlarla istişare etti. Şam’da veba salgınının bulunduğunu, kendilerine haber verdi onlar da değişik görüşler ileri sürdüler.
Bir kısmı: “Siz düşmanla savaşmak için çıkmış bulunuyorsunuz. Allah’a güvenerek yolunuza devam etmenizi uygun görürüz” dediler.
Bazıları da: “Yanınızda insanlardan bir kısmı ve Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in ashabı var, onları veba üzerine götürmenizi uygun görmüyorum dediler. Ömer, “Dağılın yanımdan” dedi. Sonra bana Ensarı çağır dedi. Ben de onları çağırdım. Onlar da muhacirler gibi iki ayrı görüş sergilediler. Ömer, “Siz de yanımdan ayrılın” dedi. Sonra, “Bana Mekke’nin fethinden önce Medine’ye hicret etmiş olan ve burada bulunan Kureyş muhacirlerinin yaşlılarını çağır” dedi. Ben de onları çağırdım, onlardan iki kişi bile ayrı görüş ortaya koymadı ve halkı bu veba salgınının içine götürmeyip geri çevirmemizi uygun görmekteyiz dediler. Bunun üzerine Ömer, “çoğunluğun görüşünü tercih ederek ertesi günü geri döneceğini ilan etti, siz de davranınız” dedi.
İşte o sırada Şam valisi Ebu Ubeyde bu karara itiraz ederek Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun ya Ömer dedi. Ömer de:
- Keşke bunu senden başkası söyleseydi Ey Ebu Ubeyde, dedi. Onun bu sözünü hoş karşılamayıp sözüne şöyle devam etti:
- Evet, Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyoruz. Düşün ki senin develerin olsa da bir tarafı otlak diğer tarafı çıplak bir vadiye inselerdi o hayvanları verimli ve otlak yerlerde otlatsan da kurak ve çorak yerlerde otlatsan da Allah’ın kaderiyle otlatmış olmaz mıydın?
Bu sırada bazı ihtiyaçları için orada olmayan Abdurrahman ibni Avf çıkageldi ve Bu hususta ben de bilgi var. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken işittim: “Bir yerde veba olduğunu duyarsanız oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde veba çıkarsa oradan kaçarak o yerden çıkmayınız” buyurdu, dedi. Bunun üzerine Ömer Allaha hamd ederek Medine’ye dönmek üzere oradan ayrıldı.
(Buhari, Tıp, 30; Müslim, Selam, 98 )

Görüldüğü gibi bu olayda istişare hatta birden fazla grup ile istişare söz konusudur.

Elbetteki tek bir kişiye sormanın da yeterli olduğu durumlar vardır. Nitekim ashabın bazıları diğer bazılarından bazı konular sormuşlardır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Ashab ya da tabiin birine birşey sorduklarında "Senin bu konudaki görüşün nedir?" diyerek fikir sormak yerine "Yanında Resulullah'tan bu konuda bir bilgi var mı?" diyerek delil sormuşlardır. Yani soru sordukları kişiyi taklid etmemiş, ona hatta Resulullah'a tabi olmuşlardır.

Sözün özü kişinin bir tek hocaya ya da ekole bağlanması, o ne derse desin delil sormadan doğru kabul etmesi ve başkalarına asla birşey sormaması İslam'ın onayladığı bir durum değildir. Durum buyken ne yazıkki mezheb taassubu ve taklid almış başını gitmiş, geçmişte kişiler değişik mezheblerdeki kişilerin birbirinden kız alıp alamayacağını sorgularken, günümüzde farklı mezhebe müntesib bir imamın arkasında namaz kılınıp kılınamıyacağı hala sorulmaktadır. İşin daha da vahimi insanlar "İslam'a göre falan konunun hükmü nedir?" diye sormak yerine "Falan mezhebe göre bu konunun hükmü nedir?" diye sormaya devam etmektedir. Bu kişilere ayet ve hadislerle cevap verdiğinizde asla tatmin olmamakta ama müntesibi oldukları mezhebin kitaplarından içinde tek bir ayet ya da hadis olmayan bir paragraf verdiğinizde tatmin olmaktadırlar. Allah'a sığınırız.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Bir Kişi Ya Da Bir Ekolü Taklidi Yasaklayan Bazı Hadisler

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Hidayete Tabi Olan Kullarının Üzerine Olsun... :: DİNİ KONULAR :: Fıkıh :: Taklid -